Aylık Arşiv: Nisan 2008

26 Nisan 2008

En hızlı disk
Dünyanın önde gelen üreticilerinden Western Digital, dünyanın en hızlı sata sabit sürücüsü WD VELOCIRAPTOR’u
geçtiğimiz günlerde piyasaya sürdü.. Hız tutkunlarının ve kurumsal müşterilerin yüksek performanslı yeni favorisi olması düşünülen yeni ürün, 10.000 RPM, SATA 3 Gb/s arabirim ve 16 MB önbellek ile şaşırtıcı bir performans sunuyor. Ayrıca sürücüyü ekstra soğuk tutan, dahili bir soğutucuya sahip 3,5 inçlik bir IcePack montaj gövdesi ve titreşime dayanıklı yapısı ürünün daha güvenilir bir sabit disk olduğunun göstergeleri. Önümüzdeki günlerde ülkemizde de satışa sunulacak olan 300 gigabayt kapasiteli WD VELOCIRAPTOR yaklaşık 329 dolar fiyatla raflarda yerini alacak.

Yeni
geldi
Linux tabanlı işletim sistemlerinden Ubuntu’nun son sürümü 8.04 LTS’nin duyurusu yapıldı. Yaklaşık bir aydır Beta sürümüyle test edilen sistem, beraberinde Gnome 2.22 masaüstü, Firefox 3 (Beta 5), PulseAudio müzik sunucusu, Transmission BitTorrent, Brasero CD yazma programı ve aynı disk bölümüne birden fazla işletim sistemi kurulmasına olanak sağlayan Wubi desteği gibi dikkat çekici uygulamalar içeriyor.

Bütün dosyalarımız internette
Microsoft, Live Mesh adını verdiği yeni hizmetiyle artık birden fazla elektronik cihaz üzerinden internet üzerindeki kişisel ağımıza erişebileceğiz.Web tabanlı bir işletim sistemi gibi düşünebileceğiniz sistem sayesinde kullanıcılar evdeki masaüstü bilgisayar, dizüstü, işteki bilgisayarı, avuç içi cihazlar ve hatta oyun konsolları gibi farklı cihazlarını internet üzerinden tek bir ağa bağlayabilecek. Bu ağ sadece kişiye özel olacak ve tüm dosyalarınız ağ üzerindeki bir klasörde tutulacak. Dilediğiniz yer ve dilediğiniz cihaz üzerinden internet ile bu dosyalarınıza erişebileceksiniz. Verileriniz tüm cihazlarınız için senkronize olacak şekilde tutulacak.

Digital Voltmeter

Devise a polling-based solution to measure potantiometer voltage and show the result in decimal form over two 7-segment displays via 8051, ADC and potantiometer.

Simulasyon:

http://www.youtube.com/watch?v=QuGonT2EImY

ASM Code:

;p2.6=WR (start conversion needs to L-to-H pulse)
;p2.7 When low, end-of-conversion)
;p2.5=RD (a H-to-L will read the data from ADC chip)
;p1.0 – P1.7= D0 - D7 of the ADC804
;
MOV P1,#0FFH ; make P1 = input
BACK: CLR P2.6 ;WR = 0
SETB P2.6 ;WR = 1 L-to-H to start conversion
HERE: JB P2.7,HERE ;wait for end of conversion
CLR P2.5 ;conversion finished, enable RD
MOV A,P1 ;read the data
ACALL CONVERSION ;hex-to-ASCII conversion


SETB p2.5 ;make RD=1 for next round
SJMP BACK

CONVERSION:
MOV B, #5
DIV AB
MOV B,#10 ; Assign decimal 10 to b register
DIV AB ; In order to find tenths divide A to 10 which is B
CALL LOOK_UP ; Go to LOOKUP
MOV P0,A ; Send A to P0 first output for 7-segment 1.
MOV A,B
CALL LOOK_UP
MOV P3,A ; Send A to P3 first output for 7-segment 2.
JMP HERE
LOOK_UP:
INC A ; In order to skip RET increment A.
MOVC A, @A+PC ; Go to A’s address in lookup table.
RET
TABLE: DB 129
DB 183
DB 194
DB 146
DB 180
DB 152
DB 136
DB 179
DB 128
DB 144
END

Office 2003 belgesinde yazar ismi değiştirme

Özellikle Excel’de yapılan ödevlerinizi kontrol eden cins asistanlarınız, belgeyi son kaydeden kişinin aynı olup olmadığına bakıyorsa işte size, çözüm. Office’in yazar bilgisini değiştirerek hocanızı atlatabilirsiniz.

1- Başlat’tan Çalıştır’ı tıklayın ya da Windows+R tuş kombinasyonunu kullanın.
2- Gelen ekrana “regedit” yazın “tamam” deyin.
3- Gelen ekranın sol tarafındaki listeden “HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftOffice11.0CommonUserInfo” konumunu bulun
4- “UserInfo” nun üzerine sağ tıklayıp “Yeniden Adlandır”ı seçin ya da F2′ye tıklayın.
5- Her hangi bir şekilde ismi değiştirin mesela “OldUserInfo”, “Tamam” deyin.
6- Programdan çıkın.
Office i yeniden başlattığınızda yeni kullanıcı isminizi soracak. İstediğiniz ismi girin. İşlem tamam.

Tabi, bu işlem başka bir makina olmadığında uygulayabileceğiniz bir yöntem. Başka bir makina varsa tabii bu kadar uğraşmayın, atın ona halledin.

Bu bilgiyi bulmamda yardımcı olan ev kardeşim Ersin’e çok teşekkür ederim.

Yeşil Gece konu özeti

Tema
Ali Şahin’in karakteri doğrultusunda öğretmenlerin yeni fikirlere açık, kendini pekiştiren, tarafsız, insanlara karşı sevecen, anlayışlı. bilime saygılı, vatansever, sabirli, esnek, hoşgörülü, mücadeleci, bir insan olmaları gerektiğini veriyor.
Romanda anlatılmak istenen
Bizlerin bilmediği o dönemlerdeki Türkiye’nin içinde bulunduğu hüzünlü, karmaşık durumu anlatıyor. Bu roman sayesinde o dönemde yaşanan insan ilişkilerini, fikir çatışmalarını, gericiliğe ve gericilere karşı idealist insanların verdiği mücadeleleri, karşılaşılan zorlukları daha iyi anlamamızı sağlıyor. Atatürk Devrimi’nin o coşkulu havası içinde, çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta toplumun o günkü sorunlarını yürekli bir şekilde tartışabiliyoruz.
Yazar: Reşat Nuri Güntekin
Hayatı
25 Kasım 1889 günü İstanbul’da doğan Reşat Nuri Güntekin, bir asker hekimin oğlu. ilk öğrenimini Selimiye ve canakkale mahalle mektebinde tamamladıktan sonra (1909), Galatasaray Lisesi’nde ve İzmir Frere’ler okulunda okumuştur. Daha sonra İstanbul Darülfünunu Edebiyat Şubesi’ne (Fakültesine) girmiş ve buradan mezun olmuştur (1912). Bursa Lisesi’nde, İstanbul’da Vefa, İstanbul Erkek, camlıca. Kabataş, Galatasaray, Erenköy liselerinde edebiyat öğretmenliği ve müdürlük yapmıştır. Daha sonra Milli Eğitim Müfettişliğine getirilmiştir (1927). Güntekin daha sonra canakkale milletvekili seçilmiş (1939), sonra yeniden Milli Eğitim’e dönmüş (1943), başmüfettiş olmuştur (1947). Bu görevdeyken UNESCO’nun Türkiye temsilcisi ve öğrenci müfettişi sıfatıyla aynı yıl Paris’e gitmiştir. Paris Kültür Ateşeliği yaptı. Daha sonra emekliye ayrılan (1954) Güntekin yurda dönüşünde İstanbul Şehir Tiyatroları Edebi Kurul üyeliğine seçilmiştir. Reşat Nuri Güntekin, hastalanması üzerine tedavi için gönderildiği Londra’da 7 Aralık 1956 tarihinde olmuştur.
Yazın Yaşamı:
Edebiyat ilgisinin lalasının anlattığı bir masalda duyduğu dizelerle uyandığını, Fatma Aliye Hanım’in Udi romanı ve Muallim Naci’nin şiirleri ile ilginin güçlendiğini, Halit Ziya’nin öykü ve romanlarını okuduktan sonra ise yazar olmaya yöneldiğini söyleyen Güntekin, yazın dünyasına imzasız yayımladığı şiirlerle girmiştir. Reşat Nuri, I. Dünya Savaşı sırasında Le Pensee Turque dergisine yazdığı Türk edebiyatı ile ilgili makaleler ve Zaman gazetesinde yazdığı tiyatro eleştirileriyle dikkati çekmiştir. Güntekin’in yayımlanan ilk öyküsü “Eski Ahbab” Diken dergisinde çıkmıştır (1917). Cemil Nimet takma adıyla yazdığı ilk romanı Harabelerin çiçeği de Zaman gazetesinde tefrika edilmiştir (1918).
Yazarliginin baska bir kanalini olusturan oyunlarinin ilki olan “Hakiki Kahraman”i da bu yillarda yazmistir (1919). Bu arada Dersaadet gazetesinde tefrika edilmeye baslanan Gizli El daha ilk sayida sansure ugramis, ancak uc yil sonra kitap halinde cikabilmistir. Guntekin, Ibnurrefik Ahmet Nuri, Munif Fehim ve Mahmut Yesari ile Kelebek adli bir mizah dergisi cikarmis (1924), burada “Ates Bocegi”, “Agustos Bocegi” gibi takma adlarla mizahi yazilar yayimlamistir. Resat Nuri, Cumhuriyet’in ideoloji ve devrimlerini savunan Memleket adli bir gunluk gazete de cikarmis, ancak yasatamamistir (1947). Guntekin 1918-1955 yillari arasinda Inci, Edebi Mecmua, Buyuk Mecmua, Nedim, S⩲, Hayat, Gunes, Muhit, Yeni Turk, Ana Yurt, Ayda Bir, Akbaba, Yedigun, Aile, Varlik, Turk Dili, Turk Yurdu, Temasa Mecmuasi, Yeni Mecmua, Darulbedayi Mecmuasi, Turk Tiyatrosu Mecmuasi gibi tum onemli dergilerde yazmistir. Resat Nuri Guntekin oyku, roman, oyun turlerinde yapitlar vermis, tiyatro elestirileri yazmis ve cesitli ceviriler yapmistir. Baslica Eserleri calikusu Resat Nuri Guntekin, en bilinen romani calikusu’nu once Istanbul Kizi adiyla dort perdelik bir oyun olarak yazdi. Yapiti 1922′de Vakit Gazetesi’nde calikusu adiyla roman olarak yayinlaninca buyuk ilgi gordu. Romanin ana temasini Feride’nin bir ask kirgini olarak Anadolu’da ogretmenlik yapmayi secmesi, oradaki yoksul insanlara kendini adamasi olusturmaktadir. Resat Nuri, bu romaninda Kurtulus Savasi Anadolu’sunun insanini ve cevresini gercekci bir bakisla yansitmistir. calikusu, duygusal bir olayi anlatir. Ama bu duygusal olay icinde donemin toplumsal sorunlarinin elestirel olarak ortaya konulmasi, Feride’nin varliginda ozverili bir kisiligin cizilmesi okurlari etkileyen unsurlarin basinda gelir. calikusu, Turkiye’de yeni bir donemin baslamasini ozendiren bir romandir. Gizli El Gizli El, Resat Nuri’nin en onemli romanlarindan biri ve Turk Edebiyati’nin klasiklerindendir. Ilk olarak 1920′de Dersaadet Gazetesi’nde yayimlanmaya basladi. Romanda devlet adamlarina satasildigi gerekcesiyle sansur edildi ve gazetede yayinlanmasi durduruldu. Resat Nuri de yapitinda degisiklikler yapmak zorunda kaldi. Gizli El yayinlandiginda, Resat Nuri yazdigi onsozde degisiklikleri acikladi. O, yonetim mekanizmasini elestirmek istemis ama sansurun baskisi karsisinda romanin ozunu aile ve gecim sikintilari sorunlarina kaydirmak zorunda kalmisti. Diger Eserleri oyku Recm, Genclik ve Guzellik (1919), Rocild Bey (1919), Eski Ahbab (Tarihsiz), Tanri Misafiri (1927), Sonmus Yildizlar (1928), Leyl⠩le Mecnun (1928), Olagan Isler (1930), Roman calikusu (1922), Gizli El (1924), Damga (1924), Dudaktan kalbe (1924), Aksam Gunesi (1926), Bir Kadin Dusmani (1927), Yesil Gece (1928), Acimak (1928), Yaprak Dokumu (1939), Degirmen (1944), Kizilcik Daglari (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin cicegi (1953), Kavak Yelleri (1961), Son Siginak (1961), Kan Davasi (1962), Ates Gecesi(1953) Oyun Hancer (1920), Eski Ruya (1922), umidin Gunesi (1924), Gazeteci Dusmani, Semsiye Hirsizi, Ihtiyar Serseri (1925, uc oyun), Tas Parcasi (1926), Bir Koy Hocasi (1928), Istikl⬠(1933), Hulleci (1933), Yaprak Dokumu (1971), Eski Sarki(1971), Balikesir Muhasebecisi (1971), Tanridagi Ziyafeti (1971) vb. Gezi Anadolu Notlari (1936 iki cilt)
Ana karakterler
Ali Sahin (Sahin Efendi): Ilk ogrenimini medresede baslayan fakat softalarin dusuncelerini kabul etmeyen bu yuzden kendi icinde catismalara girmis bir genc. Bu catismadan kurtulmak ve vatanin icinde bulundugu durumdan sadece yeni okullarin, ogretmenlerin kurtaracagina inandigi icin ogretmen olmustur. Imani tam, cesaretli , durust, mutevazi ve idealist bir ogretmen. Sevecen, akilli, duygusal bir insan.

Deli Necip: Belediye muhendisi atak ve taskin bir adam oldugu icin kasaba halki tarafindan “deli” lakabi verilmistir. Acik sozlu, kimseden korkmayan her dusuncesini soyleyen idealist bir insan Sahin’in inandigi ve onunla ayni fikirde oldugu dosttu.

Rasim: Emir Dede Ilkokulu’nun ogretmenlerinden. Necip’ den sonra Sahin’in ikinci dava arkadasi. Zeki, atesli ve milliyetci bir genc. Balkan Savasi’na gonullu gitmis ve sag ayagini kaybetmis idealist bir insandir.

Eyup Hoca: Koyu musluman gorunup turlu entrikalarla kendi menfaatine uygun her turlu isi yapan, onune cikanlari acimadan yok eden, dusmanla isbirligi yapacak kadar menfaatci bir insandir.
Romanin Genis ozeti
1.KISIM

Roman, kahramanimiz Sahin Efendi’nin Maarif Nezareti Tedrisat-i Iptidaiye Birinci Sube Muduru Basri Bey’i ziyaretiyle baslar. Bu ziyaret sirasinda Basri Bey once Sahin Efendi’nin Istanbul’a atanmak isteyen diger muallimlerden biri oldugunu zannederek cikisir ancak Sahin Efendi’nin niyeti Istanbul’a cikan tayinini, Izmir Sariova’ya tayini cikan bir baska arkadasiyla degistirmek istemektedir.Basri Bey hayretler icinde kalir, bir turlu anlam veremedigi bu istegi kabul eder ve Sahin Efendi’yi tutuculugu ve softaligiyla bilinen,on iki haneye bir cami,mescit ya da medrese dusen,cocuklarin bile sarik sardigi Sariova’ya tayin eder.

Sahin Efendi, bir kac gun sonra harcirahini alir ve gorev yerine gitmek uzere esyalarini toplar, yeni aldigi kolali gomlegiyle siyah sayaktan elbisesini giyer, esyalarini seyahat edecegi vapura yukletir, yasadigi,yetistigi yerleri son bir kez gormek uzere dolasmaya cikar. once ilk kez Istanbul’a ilk ayak bastigi bu yerde on iki yil oncesine, Istanbul’a ilk ayak bastigi gune doner, memleketini, Istanbul’a gelirken yasadigi sefaleti, gelis nedenlerini animsar. En son alti yil cile doldurdugu Somuncuoglu Medresesi’ne gider.Buraya memleketindeki hocalari tarafindan gonderilmis, Sahin Efendi’yi memleketinden uzak bir akrabasi getirmis,alti yilini gecirdigi medresenin karanlik ve nemli odasina “Sag ayaginla gir ogul,nur-i hidayete burada kavusacaksin” diyerek yine bu akrabasi sokmustu. Sahin Efendi geldigi o gunu hatirlarken daha gerilere, cocukluguna gider.

Acik gunes altinda toprakla,camurla oynarken ilmiyeden olan babasi tarafindan birgun tum dunyayi golgesi altina alacagina inandigi yesil ordunun neferi yapilmak istendigi icin basinda yesil sarikla istemeye istemeye daima yadirgayacagi medreseye gonderilmistir. O gunleri dusunurken aklina oradaki hocalari gelir, ozellikle de Haci Fettah Hoca. Ders veremeyecek kadar yasli olan bu hocanin bir ruya gibi gecen derslerinin Sahin Efendi uzerinde etkisi buyuktur. Sahin Efendi, tekrar Istanbul’a ilk geldigi zamanlara, Somuncuoglu Medresesi gunlerine doner. Istanbul onun icin karmasik, buyuk bir sehirdi ve o sadece derslerini dusunuyor, sadece kendi dersleriyle yetinmiyor ayni zamanda Istanbul’ un diger buyuk muderrislerinin derslerini de takip ediyor bu ozellikleriyle diger sinif arkadaslarindan ayrilmaya basliyordu. Ancak ilk buyuk hayal kirikligini bu arkadaslarindan geldi. Babasinin bahsettigi birgun tum dunyayi golgesi altina alacagina inandigi yesil ordunun neferleri olacak arkadaslari yanliz kendilerine bir zanaat elde etmek icin esnaf ciragi misali koy cocuklariydi. Dunyalari iptidai(ilkel) ve kabaydi. Dunya onlar icin karalar ve denizler, gokte cakili yildizlarin altinda omuzlarinda iki hafiye melegin oturdugu insanlardan ibaretti ki, bu dunyaya hukmeden, kadin yuzunu acti diye tarlalara taslar yagdiran catik kasli bir Tanri, otesinde cehennemi kordan sicak, cenneti dua eden muminlerle dolu Istanbul carsilarindan daha bol carsilari olan genis ferah bir ote dunyaydi. Sahin Efendi arkadaslarinin bu kadar dar goruslu olduguna inanamiyordu ama yine de onlari suclayamazdi. Ancak bir kac ay gectikten, arkadaslarini ve ozellikle yesil ordunun kumandalari olarak gordugu hocalarini,muderrisleri tanidiktan sonra yesil ordu ve neferleri hakkindaki dusunceleri tamamiyle degisti. Kumandanlar da neferler gibi dini menfaatlerine alet etmis, saray casusuydular. Abdulhamit istibdatinin en yogun oldugu gunlerde kimin casus kimin dost oldugu ayrilamiyordu zaten. Bu olaylar sonrasinda Sahin Efendi’nin dine ve ozellikle de ahiret inancina, ebedi hayata inanci zayiflamis, dalalete dusmustu. Devamli okuyor,arastiriyor, belli etmeden arkadaslarinin bu konudaki dusuncelerin ogrenmeye calisiyordu. Ancak basvurdugu her kitap, danistigi herkes ona sirtini donmus, onu inandiracak doyurucu bir aciklama yapmadigi gibi, kafirlikle itham edilmeye baslanmisti. En sonunda Sahin Efendi itikadini ve inancini tamamen kaybetmisti. Artik medresede kalmak ona aci veriyor, kitaplar kurtlanmis kagit parcalarina, dersler agir bir yuk geliyordu ona. Bu sirada yeni acilan Darulmuallimin’e girmeye karar verir ve sinavlarina girer, kazanir… Sahin Efendi’nin yeni dini, inanci iptidai ogretmenligi, ilim ve fen olmustu. Nasilki Istanbul’ a ilk geldiginde tek hedefi bir gun yesil ordunun sancagini dalgalandirmaksa simdiki tek hedefi de ilim ordusuna neferler yetistirmek olmustu. Bu anilari arkada birakarak Sariova’ya gelir. Maarif mudurlugune gider ve orada ileride basina buyuk isler acacak olan Eyup Hoca’yla tanisir, belediyenin ziyafetine davet edilir.Emin Dede Basmuallimi icin bu ziyafet bulunmaz bir firsat olur, kasabanin once gelen isimlerini, okulunun hocalarini, idadinin(lisenin) muduru ve hocalariyla tanisir, kendisine muttefik olabilecek isimleri secmesinde etkili olur. Artik herkesi tanir, Sariova’da kendine bir yer edinir Sahin Efendi. Harekete gecme zamani gelmisti. Mektebin hocalarindan Rasim Efendi onun icin bulunmaz bir muttefiktir ve onu kazanir. Bu siralarda kasabanin onde gelenlerinden birini oglu ile bir medreseli arasinda hadise cikmis, delikanli kamisla sariga vurmustu. Bu kasabanin softalarinin isyan edip sokaga dokulmesine ve guc gosterisi yapmalarina neden olmus, ancak jandarmanin mudahalesiyle sakinlesmisti ancak bu olay Sahin Efendi’nin isini zor olacagini gostermisti. Sahin Efendi icin en onemli sorun okul binasiydi. Bakimsizliktan dokulen binayi terketmek gerekiyordu ancak yeni bina yapmaya kimse yanasmiyordu. Yanassalar da secilen hic plan begenilmiyor devamli itirazlar geliyordu. Tam bu sirada belediyenin “deli” lakapli genc muhendisi Necip, Sahin Efendi ve Rasim Efendi ikilisine yardim eder, onlara herkesce kabul edilecebilecek ancak hileli bir plan hazirlar. Boylece hem istedikleri gibi bir bina elde edecekler hem de softalara kabul ettirebileceklerdi. Bu arada Necip Sahin Efendi nin ismini geri kalmis insanlara yakisacagini dusundugu icin kendisine Dogan Bey diyordu. Bir hafta sonra Necip’in plani belediye meclisi tarafindan onaylanmisti ancak yeni bir engel daha cikmisti. Binanin yapilacagi arsanin kosesinde kucuk bir medrese bulunmaktadir ve bu medresenin ogrencisi olan softalar, medreseyi terketmemekte direnirler, bu direnise halk da katilip ak sakalli dede hikayesi eklenince medreseyi yikmak imkansiz hale gelir. Tam bu sirada Necip’in aklina gelen cinlikle, yol yapim calismalarinda kazara bina yikilir, okulun yapilmasi icin hicbir engel kalmaz. Medrese oyunuyla Sahin Efendi’yi durduramayacagini anlayan Eyup Hoca, onu insanlarin hirslariyla vurmayi planlar. once ona makam, sonra kadin en son da mal mulk teklif ederBunlar Sihapizade Medresesi’nin muderrisligi, evlilik ve ucuz yollu bag bahcedir. Ancak gencligi softalar arasida gecen Sahin Efendi hicbirine inanip kanmayarak yakasini kurtarir. Bu olaylarin akabinde “Sariova” gazetesinde Muderris Zuhtu Efendi tarafindan yayinlanan “Sariga hurmet vecibesi” adli yaziya cevaben Muallimler Cemiyeti’nde Sahin Efendi sariga saygi gosterilmesinin geregini onaylar ve 7-8 yasindaki ogrencilerin sarik sarmamasi gerektigini vurgular, sarigin basarili talebelere odul olarak verilmesi onerir. Boylece cocuklarin basindan sariklarin atilmasinin yolunu acar, bir-iki aya kalmadan tum ogrenciler sariklarini attirir. Sahin Efendi’nin Sariova’ya gelmesinin uzerinden 5-6 ay gecer. Bu sure zarfinda perde arkasinda kalip kendine saglam bir yer edinir kasabada. Ancak meydana gelen bir olay onu meydana cikmaya zorlar. Hafiz yetismesi icin Hafiz Rahim Efendi’nin yanina verilen mahalle imaminin buyuk oglu Remzi’nin Rahim’in sert tavirlari ve agir hifz calismalari sonucunda hafiz cemiyetinde daha hifzina baslamadan olmesi, cenaze toreninde annesini insanin icin daglayan feryadi ve kasaba cemiyetini suclayisi, bir de bunun uzerine imamin kucuk oglunu Bedir’i de Hafiz Rahim Efendi’nin yanina vermek istemesi bardagi tasirir. Sahin Efendi, imami cocugun annesinin yardimiyla ikna ederek cocugun okula devam etmesini saglar. Bunun uzerine Eyup Hoca siddetli bir harekete girisir. once ogrenci velilerinden bir grup okula gelerek “hifza baslayacak cocuk Allah yolundan dondurulemez” denilerek neredeyse Sahin Efendi’nin uzerine yururler. Mesele Maarif Mudurlugu’ne kadar gider, hakkinda sorusturma acilir. Is bununla da kalmaz, veliler birbir cocuklarini okuldan almaya, medrese ogrencileri ise okulun ogrencilerine saldirmaya baslarlar. Nihayet Bedri’nin hastalik komedisi baslar. Necip,Rasim ve Sahin Efendi cocuk icin bir doktor raporu alip onun hifz icin yeterli olmadigini kanitlamaya calimaya karar verirler ancak basta belediyenin doktoru olmak uzere gittikleri hicbir doktor bu yonde rapor vermez. Bedri ne okula devam edebilir ne de hifza baslayabilir. Bu olay sessiz sedasiz kapanirken Sahin Efendi ile Eyup Hoca partisi arasinda kisa surecek bir ateskes ilan edilmis olur. Bir gun okula peceli, genc bir kadin gelir. cocugunu kaydettirmek istedigini fakat hasta oldugu icin getirmedigini soyler. Lakin acayip bir durum soz konusudur kadin haftada en asagi iki kez geldigi halde cocugu getirmemekte garip bahanelerle gecistirir, Sahin Efendi’ye cok samimi davranir. Bu durumdan rahatsiz olan basmuallim sonunda kadini kibarca kovar. Firtinali bir gece, okulda yanliz kalan Sahin Efendi’nin kapisi calinir. Kapida su diye dilenen bir kadindir ve bayilir. Basmuallim onu yukari tasir ve yardim istemek icin disari firladiginda, okulun hocalarindan Afif Hoca’yla karsilasir. Durumu anlatir, yardim ister. Afif Hoca’da ona bunun bir tuzak oldugunu anlatir, boylece Sahin Efendi’yi buyuk bir iftiradan kurtarir. Butun bu olanlardan sonra tuyler urperten bir olay olur. Halk, gece uykusundan kasabanin her tarafindan gorulen yuksek bir tepenin uzerinde bulunan “Kelami Baba” turbesinin yanmakta oldugu haberiyle uyanir. Kerameti kendinden menkul bir yatir olan Kelami Baba turbesi tamamen yanar ve hemen fail aranmaya baslar. Sonunda munzevi ve bedbin tavirlari ve alkolikligiyle taninan Sariova Idadisinin Fransizca ve hesap muallimi Mehmet Nihat Efendi suclu damgasi yer, hemen cesitli yalanci sahitlerle iddia kanitlanmaya calisilir. Nihat Efendi yakalanir, yakalandigi gun halk linc etmeye kalkar, olmadik hakaretler, agza alinmadik kufurlerle satasirlar, yerlerde suruklerler, yuzune tukururler. Herkes Nihat Efendi’nin kundakci olduguna kesin gozuyle bakar. Artik Nihat Efendi vebali gibidir, karisi ve cocugu bile aleyhinde sahitlik yapar, hicbir avukat onu savunmayi kabul etmez. Sahin Efendi ise bu sirada kendisini ve arkadaslarini tehlikeye atacak bir hamle yaparak Nihat Efendi’yi ziyarete gider, derdini dinler, sigara ve yiyecek goturur. Sahin Efendi ve arkadaslari idadi hocasini kurtarmak icin kasabaya yeni gelen en az Necip kadar cesur, genc Avukat Ihsan’la anlasirlar. Fakat bu hareketlerinden sonra Sahin Efendi ve arkadaslari da itham altinda kalmaya, haklarinda dedikodular cikmaya baslar. Mahkemeler baslar, hararetli tartismalar, yalanci sahitler, bir anda ifade degistirenler ve iftiralarla gecen durusmalardan sonra umutlar yavas yavas sonmeye baslar. Lakin hersey bitmemistir. Muteffikleri polis muduru Kazim Efendi’nin carsida yakaladigi bir hirsizin uzerinden cok ilginc bir sey cikar: Kelami Baba turbesinin samdani! Hirsiz konusturulunca olay anlasilir. Turbedarin oglu turbedeki degerli esyalari toplayim Antikaci Alber Efendi’ye satar, olay anlasilmasin diye de turbeyi yakar. Kundakci bulunduktan sonra Nihat Efendi serbest birakilir, karisini bosar ve Sariova’dan ayrilir.

2.KISIM

Bir mayis sabahi kasaba top sesleriyle uyanan Sariova, Yunan isgalinin yaklastigini anlar. Izmir’in isgali her ne kadar ahaliyi tedirgin etse de Yunanlilarin bu kadar hizli ilerlemesini beklemezler. O gun kasabaya tam bir karmasa hakimdir. Herkes toplanip kacma telasindadir. Mutasarrif Mufit Bey ve belediye reisi devamli telgraf basinda haber beklemektedir. Kacabilecek herkes yukte hafif pahada agir esyalariyla yollara duserler. Artik Sariova’da isinin kalmadigini dusunen Sahin Efendi’ de bir kac parca esyasiyla yollara duser, yolda vatan soz konusu oldugunda mangalda kul birakmayan kasabanin ileri gelenlerinin nasil da kactiklarina sahit olur. Bu arada yasli ve kacamayacak olan yatalaklar geride birakilmistir. Bu geride birakilanlardan biri olan ninesine bakmak icin ailesini yanindan kacan kucuk bir cocuk Emin Dede basmuallimini cok etkiler, onu kasabaya geri donmeye zorlar. Yunan ordusu kasaba sinirina dayanir, ancak girmek icin sabahi bekler. Bu sirada polisler, mudurleri Kazim Efendi, Sahin Efendi’nin yakin dostu Rasim Efendi isgalcilerle catismaya girerler ve sehit olurlar. Tam bu sirada yayilan bir soylentiyle musluman halk hiristiyan halka saldirmaya baslamis, mal ve mulkunu talana girisir. Sahin Efendi bunun Sariova’yi felakete surukleyecegini iyi bildigi icin sokaga cikar, yuksekce bir yerden halka seslenir, galeyana gelen halki sakinlestirir, gayri muslim vatandaslardan musluman cemaati adina ozur diler. Ertesi gun kasaba resmen isgal altina alinir, sokaklar derin bir sessizlik icerisindedir. Sahin Efendi, bir gece onceki basarisindan dolayi isgalci komutan tarafindan halki sukunet altindan tutmak icin Buyuk Cami’de vaaz vermekle gorevlendirilir. Bu aslinda onun icin iyi bir mevkiydi, boylece kasabada daha rahat hareket eder olacaktir. Butun bunlar olurken Deli Necip evine kapanmis, gelecekteki Sariova’yi tasarliyor, kendince isgalcilerden uzak duruyor, deli yaninin ortaya cikip askerlere saldirmamak icin kendini zaptediyordur. Dini kendi mali gibi kullanan Eyup Hoca ve partisi de sabah namazindan sonra Yunanli komutana giderek baglilik bildirir, boylece yeniden kasabada ipleri eline alir. Sahin Efendi, elindeki vaizlik kagidiyla ilk gece catismasinda olen ancak polis oldugu icin Yunanlilarin baskisi yuzunden perisan olan polis muduru Kazim Efendi’nin evi ve ailesine yardim eder, isgalcilerle iyi gecinerek uc-bes aile babasini hapisten kurtarir. Evinden hic cikmayan Necip,bir gun kahvede otururken iki tane Yunan jandarma, silah aramak bahanesiyle kahvedeki yaslilarin uzerine aramaya kalkinca deliye doner, saldirir, ancak hunharca oldururlur. Bu olay Sahin Efendi’yi derinden etkiler, gunlerce yemez icmez. Hayattaki son sevdigi insan da olmustur. Artik Sahin Efendi icin tek amac, kasabada eli silah tutan gencleri, sahte vaizlik belgesiyle ic kesimlere gondererek Kuva-i Milliye milislerine katilmalarini saglamaktir. Sonuc: Savas bitmis, vatan isgalden kurtulmustur. Sahin Efendi, yaptiklari ortaya ciktiktan sonra kursuna dizilmesinden cekinildiginden dolayi Yunan adalarindan birine surgun edilir. Burada lokanta ciragi olarak calisir, agir hastalanir, aylarca hastanede yatar, bu sebeplerle hemen vatanina donemez. Dondugunde cumhuriyet ilan edilmis, hilafet kaldirilmis, tekkeler, medreseler kapanmis, Sariova’da kandilleriyle beraber hukum suren Yesil Gece muebbeden sonmustur. Sariova’da derenin ustundeki eski tahta kopru yikilmis, onun yerine beton kopru yapiliyordur. Sariova’da bulunan bir cok yer dusman tarafindan yikilmisti. Bunlarin yerine beyaz tas binalar yapilmistir. Sahin Efendi, eski okulu Emin Dede’ye gider, basmuallimle karsilasir. Lakin karsilasacagi biri daha vardir: cumhuriyetle beraber iktidarinin bittini sandigi Eyup Hoca! Emin Dede basmuallimi, Sahin Efendi’yi vatan hainligi ile suclayip kovar. Eski basmuallim kasabadan ayrilirken vatanini satan, isgal oncesinde koyu bir taassupla kasabaya hukmeden isgal sirasindan isgalci orduyla isbirligi yapanlarin ya da asabadan kacanlarin, simdi yine onemli mevkilerle kasabaya hukmettigini, o yillarca surgunde vatan hasreti ve cesitli izdiraplarla yasarken nasil vatan haini damgasi yiyip dislandigini gorur, sessizce derdini anlatabilmek icin Ankara’ya dogru ilk geldigi gibi sessiz sedasiz yola cikar…

13 Nisan 2008

Yenisi geliyor…

Microsoft, Windows Vista daha henüz tam oturmamış ve ilk yama paketinin Türkçe sürümü bile çıkmamış durumdayken, yeni Windows sürümünün çıkış tarihini açıkladı bile. Her ne kadar bu tarihin testlerin başlayacağı tarih mi, yoksa işletim sisteminin piyasaya sürüleceği tarih mi olduğu net olmasa bile 2009-2010 yıllarında Windows 7 kod adıyla anılan yeni işletim sistemi hakkında daha çok şey duyacağımız kesin.

2 yıl şarj derdi yok
Cep telefonumun şarjı bitecek diye endişelenme devri artık bitiyor. Çin’de üretilen “I Coloured Mobile ZJ268″ adlı cep telefonu, tam 666 gün yani neredeyse 2 yıl pil ömrü sayesinde şarj edilmeye gerek kalmıyor. Dört hoparlörü bulunan cep telefonuyla mp3, mp4 dinlemek ve izlemek de mümkün. 3.0 inç ekran büyüklüğüne sahip bu cep telefonu Çin’de 128 dolardan satışa sunuldu. Umarım yakın zamanda da ülkemizde de satışa sunulur, biz de şarjım bitti bitecek korkusundan kurtuluruz.

İlk Yerli Üretim El Terminali
Ülkemizde üretim ve Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiren LogiCode, yerli üretim el terminalini geliştirdi ve seri üretime geçti. Depo uygulamaları, elektrik, su gibi faturalamaları gibi işlemlerde yaygın olarak kullanılan el terminalleri GRPS ve Wi-fi bağlantısı ile internete bağlanabiliyor, USB bağlantısıyla bilgisayara doğrudan veri aktarabiliyor. Umarım gelecekte bu yan ürünlerin yanı sıra kendi bilgisayarını ve işlemcisini üretebilen, teknoloji konusundan kendi kendine yetebilen bir ülke konumuna gelebiliriz.

06 Nisan 2008

TV Cepte
Türk cep telefonu markası DRV Mobile, ilk çift sim kart takılabilen ve TV izleme özelliği olan modeli R67′yi geçtiğimiz günlerde tanıttı. Ürün, aynı anda iki hat kullanabilme özelliğinin yanısıra internet bağlantısına ihtiyaç duymadan karasal TV yayınlarını izlemenize olanak tanıyor. 250 saat bekleme süresi, 8 saat ise konuşma süresi 240 x 320 piksel dokunmatik ekranı 2.0 MP kamera, 4x dijital zoom, bluetooth, 1Gb hafıza kartı, handsfree, MP3, MP4, GPRS, WAP, titreşim, ajanda, video kayıt, ses kayıt gibi özellikleriyle de cep telefonu kullanıcılarının tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. “Yaşam İletişimdir” sloganıyla televizyon ve çift sim kart devrini başlatan ve Türkiye’nin ilk Türk çift sim kartlı Cep Telefonu Markası olan DRV MOBILE, ürünlerinde 2 yıl garanti + 1 yıl boyunca da Cep Kask garantisi sunuyor.

Vista, XP’yi yenebilecek mi?

Uzun bir beklemeden sonra piyasaya sürülen Vista, Microsoft’un baskılarına rağmen XP’nin bırakın yerine geçmeyi tahtını bile sallayamadı. Önce yeni satılan bilgisayarlara artık XP kurulmayacağını açıklayan şirket, tüketicilerin baskısıyla bu kararından vazgeçmişti. Şimdi ise ocak 2009′da XP satışlarının durdurulmasını haziran erteledi. Yapılan tüketici anketlerinde %80′den fazla oranda Vista karşıtı sonuçların çıkması da bu ertelemelerin artacağına işaret ediyor.

Çevre dostu
Çevreye duyarlı üretimin öneminin hızla arttığı günümüzde, ASUS 2000 yılında başlattığı GreenASUS proje kapsamamında geliştirdiği dünyanın ilk CPU güç kaynağını dijital olarak izleyip otomatik ayarlayan EPU anakartını piyasaya sürdü. Yeni ürün yüksek performans için yüksek güç kullanıyor, düşük yoğunluklu programları çalıştırırken ise %80.23′e varan güç tasarrufu yani makina başına 33.000 watt elektrik tasarrufu sağlanıyor.

1 Nisan şakaları
Beklendiği gibi bu yıl da çeşitli servisleri aracılığıyla birbirinden güzel 1 Nisan şakaları hazırladı.

- Geciken mailleriniz, yapmanız gereken ama yapamadığınız işleriniz, bildiremediğiniz randevularınız için artık üzülmenize gerek yok diyen GMail, istediğiniz tarihe mesaj atabileceğiniz bir uygulamayı başlattığını bildirdi.
Uygulamanın mesaj atabileceği en eski tarih olarak 1 Nisan 2004 tarihini, yani GMail lansman tarihini gösterdi.

- Google kurucuları Larry Page’in Richard Branson ile birlikte gerçekleştirdiği proje kapsamında 2014 yılında Mars’taki ilk insan kolonisinin kurulacağı Virgle projesi ise, Google’ın Nisan 1 şakalarından bir diğeri idi.

- Youtube da 1 Nisan şakalarından birine imza attı. Youtube ana sayfasındaki “Featured Video’s” linklerinin hepsi 1987 yılı pop şarkılarından birisi olan Rick Astley’in “Never Gonna Give You Up,” videosuna gidiyordu.

- Google Calender ise 1 Nisan şaka geçidine, “free wake up kit” (bedava uyandırma servisi) ile katıldı. Servis SMS ile başlayan uyandırma sistemini daha rahatsız edici yöntemlerle devam ettirdiğini anlatan uzun bir açıklama ile birlikte lanse edildi.