Aylık Arşiv: Şubat 2010

Projedeki .svn klasörlerinin temizlenmesi

svnde saklı olan bir projeyi başka bir svn sistemine bağlarken en büyük sorun proje içinde bulunan .svn klasörleriin temizlenmesidir. Bazen yüzlerce olan proje klasörlerimizin içine tek tek girip bunları temizlemek saatler alabilir. bunun için bir batch dosyası kullanmak sorumuzu çözer (Windows sistemlerde). Aşağıdaki kodu dosya-adi.bat şeklinde kaydedip temizlemek istediğiniz proje klasörünün içinde çalıştırırsanız proje içindeki klasörleri temizler. Dikkat edilecek nokta dosya-adi.bat dosyasının masaüstünde yada başka bir yerde değil proje klasörü içinde çalıştırmaktır. yoksa sizin istemediğiniz projelerin de svn klasörleri uçabilir.

for /f “tokens=* delims=” %%i in (‘dir /s /b /a:d *.svn’) do (
rd /s /q “%%i”
)

Netbeans'de web servis hatası

Netbeans (versiyon6.8)de önceden eklenmiş web servisini güncellemek istediğimizde herhangi bir hata vermemesine karşın yeni eklenen ya da silinen, güncellenen yordamları algılamıyor, kısacası yeni WSDLi kullanmıyor.

Bu hatayı düzeltebilmek için

  • önce Netbeans’deki WSDL’i silin
  • Netbeans’i ve tercihen tüm çalışan programları kapatın
  • (Windows XP için) C:\Documents and Settings\bilgisayar-adi\Local Settings\Temp klasörü altındaki geçici dosyaları silin.
  • Netbeans’i açıp servisleri yeniden eklediğinizde yeni WSDLi kullanabilirsiniz.

Eğer ki WSDL’de değişiklik yaptıysanız projenizdeki servis ile ilgili kütüphanelerin güncellendiğini düşünebilirsiniz. Ancak ne yazikki güncellenmemektedir. Bu nedenle en iyi yol yeni bir proje oluşturmaktır.

Mobil Sitem ve Opera Mini sorunu

Sitemi iphone’u marifetiyle inceleyen Alperen kardeşimin önerisiyle WPTouch eklentisini kurdum. Webkit destekleyen telefonlarda görünüm için birebir olan bu güzel eklentinin tek kötü yanı “Opera Mini”de sorun çıkarması. Yani iphonelara var bana yok :( kendi telefonumdan kendi siteme giremez oldum. Ben de ne yaptım, gittim eklentinin browser kontrolü yaptığı dosyadan “Opera Mini”yi uçurdum. Zaten yanında “experimental” yazıyordu :) şimdi eskisi gibi giriyorum siteme :)

Fikrim geldi

Yakın bir zamanda tanıştığım Fizy’i çok sevdim, artık -kota sıkıntısı olmayan- heryerde oradan müzik dinliyorum. Dinlerken de fikrim geldi, hemen site yöneticileriyle bunu paylaştım. Paylaştım paylaşmasına da 10 gün oldu bir ses seda yok. En azından “biz bunu düşündüydük geç kaldın birader” tadında da olsun insan bir cevap istiyor. Neyse gönderdiğim maili sizlerle paylaşmak istiyorum:

Sayin site yoneticileri,
Bir onerim var, kendimiz icin listeler olusturuyoruz ancak milyonlarca sarki arasinda bile bazen hic yeni sarki aklimiza gelmiyor ve ayni sarkilari dinleyip duruyoruz. Bunun cozebilmek icin sag altta bulunan listeler menusu tiklandiginda “rastgele listesi” ya da “rastgeleler” gibi bir liste olsa gelen rastgele 25 sarki arasindan istediklerimizi dinleyip hatta kendi listemize eklesek. O listeye her tikladigimizda -yeni liste gelecek, onayliyor musunuz gibisinden bir uyari ile- yeni 25 sarki gelse guzel olur bence.

Habertürk görselimi araklamış

Sevgili dostlar, geçen gün Habertürk’ün internet sitesinde dolaşırken bir de ne göreyim benim 3 yıl önce yazdığımın bir yazımın görselini koymamışlar mı? Benim görselim diyorum zira kompozisyonu bizzat ben yapmıştım. Tabii boyutunu büyük büyük koyarsam olacağı oydu. Neyse Habertürk editörlerine mail attım, “ulen bu benim” diye. Bakalım hala ses seda yok. Merak edenler için

Bu benimki -> http://www.nioya.com/16-eylul-2007.html

Bu da Habertürk’ün ki http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/207986-Telefon-yuzde-38-ucuzlayacak.aspx

Bu da uçurmasınlar diye:

Ranch Sosa uzanan eller kırılsın!

Efendim Burger King acayip kampanyalarla pazar payını ve midemizdeki yerini artırırken Ranch Sos ile de kendinin müdavimi haline getirmişti. Ancak son 3-5 aydır bir “Ranch Sos kıtlığı” yaşamaya başlamıştık. Hangi şubeye gitsek “Efendim kalmadı, taze bitti, ah olsa dükkan sizin” cevaplarını almaya başladık. Geçen gün menü alırken sosu sorduğumuzda “var efendim ama paralı” cevabı ile dumura uğradım. 25 kuruşumuzu paşa paşa verip aldım ama Burger King’in gönlümde kaplayan yerinde ciddi bir azalma söz konusu oldu. Reklamlara toparla para harcayan firma, 25 kuruş için bütün imajını zedeledi bence.

İki sarı hatunla şafak sezerli reklam çekmesen de biz sana geliriz be burgerım da bu ranch sosu işi hiç iyi olmadı!

Avatar 2 geliyor – 1

Duyduğuma göre bu süper hiper çağ kapatıp çağ açan filmin ikincisi çekiliyormuş. Ben de filmin muhtemel konusunu aktarayım istedim.

Efendim film Jake ve navili eşinin hayatından kesitlerle başlar. Jake ruhlar ağacını geçince sağda dönerci açmıştır. “Turik Macto’nun Yeri” adındaki mekana rağbet fazladır. Karısı ve en az üç çocuğuyla şatosunda yaşayan jake, aynı zamanda güneyde bir yazlikla çocukları için bir uzay gemicigi almış mutlu mesut takılmaktadir. Derken kabilenin reisi şüpheli bir şekilde ölür. Naviler genel seçime gitmeye karar verirler. Jake de Pandora Değişim Partisi (PaDeH)’yle seçimlere katılır. Sloganları “Meme yapmış Pandora, vermeye geldik zımpara”dır.

Bütün bunlar olurken pandora’dan defedilen insanlar, dünyaya ulaşmış, amerikan başkanının huzuruna varmışlardır.Amerikan başkanı “lan kulağına eşşek arısı soktuklarım, kılıç kalkan ekibi gibi takılan iki mavi yaratıktan mı korktunuz”, “naviler süpürgeyi götünüze bağladı hemi” serzenişlerinde bulunur. Jake’in milli damat olduğunu öğrenince de şen bir kahkaha atarak “oo akraba olduk hemi, gidelim gelelim, gelin gızımızı görelim” der. Akabinde de müptelası olduğu gelin – kaynana yarışmalarından semra kaynananın barış elçisi olarak gelinini görmeye göndermeyi emreder.

PaDeH geçerli sayılan oyların %37sini alarak tek başına iktidar olur. Gittikçe hırçınlaşan Jake, partisine PDH diyenleri edepsizlikle suçladığı gibi, ruhlar ağacını özelleştirir. Ev Ağacının yeniden inşası ihalesine fesat karıştırır. Ayrıca navilerden her connection başına (saçtan ata, eşşeğe, uçan kuşa esen yele yapılan) özel bağlantı vergisi (ÖBV), Kakma Beğen Vergisi (KBV) -sadece 1 yıl alınacak denilerek – almaya başlanır. “Gök insanları saldırısı sayemde hamdolsun teğet geçti” sloganı milli bilinç haline getirilir.

Semra kaynana beraberindeki arto, yıldo, erman toroğlu, armağan çağlayan, bülent ersoy’den oluşan barış heyetiyle gezegene varır.

Semra kaynananın gelinine yaptıkları dünya medyasınca yakında takip edilirken, bir yandan da jake’in gizliden gizliye memleketi sattığı dilden dile yayılmaktadır.

- Şimdi işin yoksa 10 dakika ara :) -

extjs.com uçmuş

Sabah şirkete gelip sevdiğimiz ve saydığımı ExtJS kütüphanesinin API’sine erişmek üzere www.extjs.com adresine girdiğimde sitenin domanin uzatılmadığına şahit oldum. hemen ekran görüntüsünü alıp saklayayım dedim. Neyse öğleden sonra site geri geldi, eski haline döndü.  Geçmiş olsun :)

Göklerde Kartal Gibiydim

Volkan Konak yeni albüm yapmış, tabii yapalı baya oldu ama şimdi yazmaya vaktim oluyor. Bütün şarkılar güzel ama en çok başlıkta adı geçen şarkı ilgimi çekti. Edip Akbayram’dan daha önce dinlemiştim ama Volkan Konak neredeyse şarkıyı yeniden yaratmış diyebilirim.
Merak ediyorsanız işte size karşılaştırma fırsatı:
Edip Akbayram versiyonu
Volkan Konak Versiyonu

Volkan Konak versiyonunu okulun boş yollarında yağmur altında dinlerken de ayrı bir hüzünlendim, giden yıllar, yaşanan olaylar vs. Şimdi hayalim Doğu Karadeniz kıyısında bir tepelikte insanlıktan uzakta, bir öğleden sonra bir elimde çayla bu şarkıyı dinlemek, hem de defalarca…

Bunlar da sözleri:

Göklerde kartal gibiydim

Göklerde kartal gibiydim
Kanatlarımdan vuruldum
Mor çiçekli dal gibiydin
Bahar vaktinde kırıldın
Mor çiçekli dal gibiydin
Bahar vaktinde kırıldın

Yar olmadı bana deniz
Her günüm bir başka zehir
Mapushanede demir
Parmaklıklara sarıldım
Mapushanede demir
Parmaklıklara sarıldım

Kimseye soramadım
Doyunca saramadığım
Görmeden duramadığım
Nazlı yarimden ayrıldım
Görmeden duramadığım
Nazlı yarimden ayrıldım

Yahşi Batı

Efendim Avatar’a gitmişken Yahşi Batı’ya gidilmez mi? Ayrıca aylardır bekliyordum filmi. Gora ve Arog’dan ağzımızda kalan güzel tadın ardından bu filminde güzel olacağını düşünmüştüm nedense. Ama öyle değilmiş Recep İvedik 2 fiyaskosundan sonra bir fiyasko da Cem Yılmaz’dan geldi. Önceki filmlerin bir kopyası gibi başı sonu çok belli, belden aşağı, aşırı küfürlü bir film. Ana avrat, din iman bi mintan! Arog da çocuklar izliyor diye en ufak küfre bile dikkat eyleyen Cem Yılmaz, bu film de koyvermiş gitmiş.

Filmin hikayesini şöyle özetlemek lazım: Hani kantinlerde, dost meclislerinde, geyik ortamlarda “ulen osmanlılar / türkler vahsi batıda olsa ne olurdu ha” vardır ya, hah işte onun ucuz bir kopyasını yapmışlar. Böyle bir ekipten bunu beklemezdim acıkçası.

Ha bi de tabii şu kola mevzusu var ya o iyice evlere şenlik: Sponsorlara yaranacam diye kolayı türk icadi yaptıkları gibi filmin ciddi bir kısmında da cola turka reklamı pompaladılar. Bi ara dedim ki Turk Telekomla Avea’ya ayıp olmasın diye telefonu da türklerin icat ettiğini hatta bu cihazlara Türk telekom’un kısaltması -ingilizlerin dili dönmediği için- telefon dendiğini iddia edecekler diye endişelendim.

Tamam herşeyi geçtim, ticaridir falandir filandır da filmin sonunda Amerikan Başkanı’nın Osmanlılara dolayısla Türklere sallamasına izin verilmesini hazmedemiyorum. Yani bi Ata Demirer’in Osmanlı Cumhuriyeti filminde amerikan askerlerine “sizin ülke kurulurken biz 500. yılımızı kutluyorduk, deyyus” diyerek çıkışması kadar bile bişi demedi. Ben bu sahnede Cem Yılmaz’ın en azından 1795′de Cezayir, 1796`da Trablus ve 1797`de Tunus ile anlaşma yapıp Osmanlı’ya hatta Osmanlı’ya bile değil onun valisine 20 yılvergi ödediğini hatırlatıp “lan tosbağa daha dün valimizin ayağını yalıyordunuz, ne zaman adam oldunuz” demesini beklerdim.

Neyse beğenmedim, sevmedim, hatta son sahnesiyle nefret bile ettim. Üzücü!