Author Archives: Emrah Önder

Fetih 1453

Sonunda ben de gittim ve bir aylık aradan sonra bloguma yazı yazma fırsatım oldu.

Sanırım hiçbir filme bu kadar karışık yorumlar dinleyerek gitmemişti. Yorumları özetlemek istiyorum.

  • Harika, mükemmel, holywood ayarında.
  • Şanlı Türk tarihimizi şahlandıran enfes bir film
  • acemice, kötü
  • ben bu kadar sıkıcı ve kötü bir film görmedim.
  • şu sahne şuradan bu sahne buradan..
  • vs vs

Genel olarak bizimkiler de güzel savaş filmi çevirebilir dedirten bir film, ancak muadillerindeki (Cennetin Krallığı vs) heyecanı, hüznü göremedim. Bazı sahnelerdeki tavırlar çok yavan ve yapmacık gibi geldi. Görsel efektler falan tamam da hikayedeki kopukluklar ve “anaa bu bu demekmiş”ler açıkçası kötüydü.

Öte yandan şu sahne şuradan buradan arak diyenlere de seslenmek istiyorum: o devirde ok vardı, yürüyen kuleler vardı, ne yapsın adamlar lazer silahıyla mı saldırı sahnesi yapsalardı…

Neyse dediğim güzel, güzel, güzel bir çaba. Efektler tamam, şimdi biraz da konu örgüsüne, duygulara çalışmak :)

Hayattan bezdiren sözcükler

Hepimiz yöneticilerimizden, öğretmenlerimizden, bizden sorumlu olanlardan işleri ve tabii ki de bizi takip etmek için bazı sözler sarfederler, belki kasıtlı belki de doğal reflesks olarak. Ben de bunlardan en sinir olduklarımı, duyduğumda yaşama sevincim sönenleri toplamak istedim:

  • hadi (siz tam yaparken)
  • bitti mi? (bitermeyi hedefleyip belirttiğiniz zamana daha 3 gün varken mesela?)
  • ne durumdayız?
  • hangi aşamadasın
  • beraber çalışalım (sebep?)
  • şuna sor buna sor (yapamıyorsam sorarım elbet!)
  • tatmin olmadım. (3-5 günlük aralıksız çalışmanın üzerine mesela)
  • yanlış yoldasın (Allah saptırmasın :) )
  • yarın evden çalış (yarın tatil günü ama!)
  • bu yönün zayıf vs vs

Bir yönetici çalışanlarını yüreklendirmeli, soğutmamalı, motive etmeli, lanet ettirmemelidir. Yoğun ve özveri gerektiren bir çalışma sonrası işleri kötü gitse bile, “hadi sen biraz dinlen, sonra konuşuruz” diyip konuyu kapatmalıdır. Unutulmaması gereken şu ki yöneticinin başarısı, çalışanının motivasyonuyla doğrudan ilintilidir.

Aslında sorunun özü yöneticilerin bu tavrı yanında çalışanların şirketleri kendi firmaları gibi görmeleridir. Bu da şuursuz bir özveri ve buraları ben kurtarıcam mücadelesine neden olmaktır. ee hiçbir iyilik cezasız kalmaz kuralı uyarınca hemen özverileriniz birer görev haline gelir ki bu şu demektir: 5 günde yapılacak işi uykusuz kalıp, sosyal hayattan elinizi eteğinizi çekip hatta sevdiklerinize vakit ayırmayıp 3 günde bitirseniz artık o işi 3 günde bitirmeniz gerekir.

Boşverin bu kadar yıpratmayın kendinizi, kişiler de vazgeçilmez değildir, kurumlar da!

 

Yönetici mi idareci mi?

Özel sektörde ayrımsız bütün üstlerimize “yönetici” deriz. Peki bu yöneticiler gerçekten yönetici mi yoksa aslinda idareci mi? Bence bu ayrımı iyi yapmak lazım.
Devamı »

Symbian biter, Nokia gider…

İlk adama gibi cep telefonum Nokia 3310′du. Efsane telefon. Nokia tutkum orada başladı. Araya bir Motorola kaçsa da Nokia’dan vazgeçemedim. Bir önceki telefonum da hala elime aldığımda keyifle kullandığım Nokia 3120 Classic.
Tabii hep hayalimde Symbianlı akıllı uslu bir telefonum olsun çok istedim. Hakikaten çıktığı dönemde teknoloji dünyasını sürükleyip götüren bu mobil işletim sistemi şu aralar sıkıntılı günler geçiriyor daha doğrusu artık yok oluyor.
Devamı »

Unagara’nın yeni tasarımı yayında!

Uzun zamandır sevgili arkadaşım Onur ile üzerinde çalıştığımız yeni tasarımı yayına aldık. Yeni bir görünüm kazanan Unagara’da, yakın bir zamanda da yaklaşım da değişecek, gelişecek ve kopamayacaksınız :)

http://www.unagara.com/

İkinci el

Güzel dilimizin gavur dillerinden gelen sözcüklerle yeşillenmesine alıştım. Ancak bazı deyim ya da ifadelerin çevrilip kullanılmasını bazen yadırgıyorum.
Mesela iş dünyasında çok kullanılan bir ifade var: ben size dönerim! Kime dönüyoruz, nereye dönüyoruz birader!

Neyse konumuz bu değildi. Daha doğrusu örneğimiz bu değildi, laf açılmışken söyleyeyim dedim. Kullanılmış ve satılan eşyalar için ikinci el eşya deniyor. Beni anneannem büyüttü, eski kadındı, yeni laflardan hoşlanmaz, anası atası ne öğretti, ne bildiyse ondan şaşmazdı. Bu yüzden bu tarz satılan kullanılmış eşyaya ikinci el dediğini hiç duymadım. Ya elden düşme derdi ya da müstamel. Tamam müstamel eski Türkçe bir kelime, arapça ya da farsça kökenli. Ama elden düşme tam oturuyor. Tabii biraz itici elden düşme demek, belki de o yüzden İngilizce’den hooop “second hand” lafını çevirip uyarlamışlar. Neeyse öyle bir bahsedeyim dedim :)

Canan Bize Facebook Oyunu Yapsana

Uzun zamandır ofiste muhabbeti dönerken sonunda yaptık :D
http://cananbizefacebookoyunuyapsana.com/

Fazla söze gerek yok, güldük eğlendik, artık Canan’dan aksiyon bekliyoruz :)

Yeni yıl yeni yıl yeni yıl…

Son birkaç senedir yeni yıl yaklaşınca aynı yazımın tarihini yenileyip indiriyordum suya, itiraf ediyorum :(

Suç aleti de şuydu: http://www.nioya.com/mutlu-yillar.html
Devamı »

Kayıp İlanı

Bir önceki belleğim (Sandisk Cruzer 4GB) kaybnın acısı henüz çok taze iken yeni belleğim de (Kingston DataTraveler G3 16GB) geçtiğimiz hafta sırra kadem bastı.
İkisini de en son gördüğüm yer Genport Bilişim A.Ş.’nin Alsancak’taki ana karargahı olup kazara dışarıya da yolunun düşmüş olabileceğini düşünüyorum.
Kendilerinin en son çekilmiş vesikalıklarını aşağıda görmeniz mümkündür.
Sandisk CruzerKingston Datatraveler

 

 

 

Belleklerimin kötü yola düşmesinden endişeliyim :(
Görenlerin, duyanların, akibetini bilenlerin insaniyet namına haber vermeleri rica ederim.
Not: iki belleğimin ismi de Hafız-Ufak idi.

İZTEKGEB’in makus talihi değişiyor mu?

Az önce aldığım süper habere göre (tabii haberi sabah gördüm :) ) güzel İYTEmin sınırları içinde bulunan teknoparkta Avea ile Ericsson ortaklaşa “Ericsson Avea Test Merkezi” açılacak ve 100′e yakın mühendis burada istihdam edilecekmiş.

Haberin kaynağı burası: http://shiftdelete.net/avea-ile-ericssondan-stratejik-ortaklik-33334.html

Şimdi düşünüyorum yıllardır yapılmak istenen yani dünya devleri için cazibe merkezi olması, silikon vadisi hayalleri yavaş yavaş gerçek oluyor gibi. Test merkezi falan ama olsun, ufak ufak başlasın.

Devamı »

E-ticaret Nereye?

Dünya gaz ve toz bulutuydu. Sonra soğudu katılaştı, yalçın dağlar, engin denizler, yaban eller oluştu… Evrim süreci, kavimler göçü, fransız ihtilali derken internetin icadına kadar geldik.
Sonra ne oldu? İlk günlerde HTMLle statik siteler yapılırken sonra “lan biz bunları tek tek yapacağımıza dinamik yapak ya” fikriyle CGIler, JSPler, PHPler, ASPler icat eylendi.
Devamı »

Flash’ın ruhuna El Fatiha :)

Flash, flash, flash… Bir zamanların efsanesi… Hareketli menülerin, kımıl kımıl görsel galerilerinin, uçanların kaçanların fatihi… Ama javascript meşhur oldu mertlik bozuldu. O efsanevi kımıltıların sonunu js getiriverdi. Hele ki jquery çıktı, ortalık toz duman oldu. Hızlı hareketlerle çoğu geliştirici flashtan koşarak kaçtılar, jquerye ya da başka js kütüphanelerine doğru.

Flash’ın elinde oyunlar ve videolar kaldı. Sonra iPhone geldi meydane, flashı gözden çıkardı. Steve Jobs “flash bitti” dediğinde kimse inanmadı, inanmak istemedi.

Amma önce HTML5le gelen / gelecek olan video oynatma özelliği sonra webGL (belki Google’ın Dart’ı da yardım edecek) Flash’ı mutlak sona yaklaştırdı.

Hele ki Adobe, mobil için artık geliştirme yapmayacağını duyurmasıyla, artık ölüm fermanını duyurmuş oldur bence. “Mobilden çekiliyorum” demek “artık ben bittim gidiyorum” demek. Ne diyelim ruhuna El Fatiha!

Android uygulamalarımda indirme 1000i aştı :)

Herşey yeni telefonu alınca başladı. Zaten herşey başlasın diye almıştım yeni telefonumu :) Kısır döngü oldu bu biraz neyse.

Konumuza dönelim. Androidli telefonu alınca hemen bir gaza gelme yaşayıp android sdk ve emektar eclipse indirip kurdum. O bu derken iki uygulama fikrini hayata geçirdim. Çok büyük projeler değiller ama en azından istedim ve yaptım :) Açıkçası indirilme miktarı yüzü ancak bulur diyordum ama henüz bir ayı doldurmadan TC Kimlik Doğrulama 1400 leri, Vergi Kimlik Sorgulama 140 ları rahat aştı.

Bu da bana ben güven hem de istek getirdi. Güzel fikirler var kafamda inşallah onları da yakında zamanda hayata ve markete geçireceğim :)

Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti – Bölüm 1 (The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 1)

Sevgili okurlarım, yaklaşık iki yıl önceki yazımda serinin ilk iki filmi hakkındaki yorumlarımı yazmıştım. Serinin de bu sefer ikibuçukuncu bölümünü izledik. Böyle garip bir ifade kullandım zira, sağolsun yapımcılar üçüncü bölümü ikiye bölüp sürmüşler piyasaya. Bu da yeni moda oldu galiba, böl ikiye ver coşkuyu.

Devamı »