31
Mutlu Yıllar
Filed Under (Sevgili Günlük) by emrah on 31-12-2009
Hoşgeldin 2010

31

05
İlk filmi yazmamıştım, ikisini birden yazayım dedim. Film kız filmi, yani kızlara hitap ediyor. En iyi pazarlama stratejisi zaten. Kızlar giderse erkekler de otomatik olarak gitmek zorunda kalıyor. “Hayatım ama çok romantik” şiarıyla başlayan cümlelerin sonu genellikle sinemada bitmektedir. İkinci filmde de bunu net olarak tespit ettim, bütün gelenler neredeyse çiftti. Kalanlar da kızdı. Öyle iki-üç erkeğin toplanıp “hadi abi bi edwardı görüp gelek” diyeceklerine pek ihtimal vermiyorum.
Neyse film Bella kızımızın birbirinden manyak yaratıklarla yaptığı flörtler üzerine kurulu filmin bence ilki daha iyiydi. İkinci yavan geldi açıkçası. Çok merak ediyorum bu Bella ne zaman düzgün biriyle çıkacak? Edwardı vampir, Jacobu kurt adam çıktı. Bu arada bir noktaya da parmak basmak istiyorum: jacob’un soyunun ortaasya’ya uzandığı, bağlı bulunduğu kabilenin oğuz boylarından olabileceğini iddia etmek istiyorum.
Baş yapıt olur mu zannetmiyorum, parayı götürür mü, hem de nasıl
05
Klasik “aman dünya batıyor, amerikalılar olarak olaya bir el atak” filmi. Görsel efekt falan tamam var da anacım azcık mantık da olsa ne kadar iyi olacak. Yer kabuğu yok oluyor ancak her ne hikmetse kahramanlarınıza bir şey olmuyor, yer çatlıyor, bunların arabaların arkasını takip ediyor, havalimanı yok oluyor, bunların uçağını ardı sıra.
Neyse tabii olayın bir başka yönü ise sözde dünya liderleriyle yapılan işbirliğinde Türkiye var mı yok! Hani dünyada söz sahibi, lider ülke ayağı. Ulen daha Hollywood hesaba almıyor. Elin korelisi, arabı var bizimkisi yok. Yani dünya batsa bizimkiler o gemiye binemeyecek. yok yok öyle olmayacak, o gemileri bizim paralarımız ve bizim işçi/mühendislerimiz tarafından inşaa edilir, ama bizden kimse binemez!
Öte yandan bir de şöyle bir durum var: İnsanlığı kurtaracak gemiler nerede inşaa ediliyor? Çin’de. Neden? Filme göre en son sular altında kalacak yer falan filan ama en önemlisi Çin’de işçiliğin ve maliyetlerin ucuz olması olabilir mi? Bimilyoncudan insanlığı kurtaracak gemi
05
Bayram gezmesi niyetiyle gittiğim Ankara’da Gençlik Parkı’nı da ziyaret ettik. O kadar Gençlik Parkı’na girmişken Lunapark’a uğramadan olur mu? Gittik tabii. En son lunaparktaki oyuncaklara sanırım lise 1 ya da 2 de binmiştim. Dolaşırken sol yamacımızda görünen Disk-O adlı dışarından şirin görünen oyuncağa binmeye niyetlendim. Aldım biletimi giydim beremi bindim oyuncağa. İlk başta herşey güzeldi ancak hızlanıp diskin içinden fırlayacakmışım hissi zuhur edince “ulen ne ettim ben” fikriyatı bedeni kapladı. Yok anacım gençlikteymiş o heyecan hevesi
05
Efendim, her dini vakit öncesi Diyanet İşleri Başkanlığı, İlahiyat Fakültesi hocaları ekranlara çıkar, halkımızın zihni sinir sorularına cevap vermeye gayret ederler. Bu çabalarını takdir ediyorum, zira insan bu sorular karşısında sabır taşı olsa çatlar. Neyse ben de bu bayrama özel bir kaç soru hazırladım, buyrun:
Liste uzayıp gider, her dini konuda soruların ardı arkası kesilmez. Zira dinimiz ne yazıkki kitabında emrettiği akıl ve mantık çerçevesinde yorumlanmaktan uzak, şekilcilik ve kalıpçılığa sürüklenmiştir. Yukarıdaki soruların hepsi saçma sapandır, ancak bir çoğu ne yazikki bir çok insanın için kemirmektedir. Siz bunları boşverin, mantığınız neyi söylüyorsa onu yapın.
05
Üzerinden baya zaman geçti ancak şimdi yazmak nasip oluyor. Duymuşsunuzdur 21 Kasımda Halk Bankası’nın uzman yardımcısı, servis görevlisi vebanko görevlisi almak için yaptığı sınava 200 bin kişi girdi. Alınacak personel sayısı ise 1250 olarak açıklanmıştı. Buraya kadar aslında herşey normal görünüyor, kriz, işsizlik, bankaya kapağı atma isteği bilinen gerekçeler. Ancak benim bunu yazmamdaki neden bir başka. Haberin ayrıntılarına sınav ücreti olarak 50 lira alındığı da var. Zira benim giren arkadaşlarım da aynı parayı ödedi.
Bu veriler ışığında biraz hesap yaptım:
200000 x 50 = 10 000 000 TL sınav harcı olarak alınan para.
işe alınan kişilere aylık 700 ila 900 lira arasında olacakmış. Ortalama 800 liradan hesaplayalım, hadi SSK falan ortalama kişi başına 1000 lira maliyet desek, 1250 kişinin aylık maliyeti aşağı yukarı 1 250 000 TL olacak. 250.000 lira da ıvır zıvır kıvır desek aldığı personelin aylık maliyeti 1 500 000 lira. ee sınav için 1-2 milyon lira harcamış olsa işe aldığı kişilerin neredeyse 6 aylık maaşı çıkmış oluyor.
Çok güzel bir iş doğrusu, işe aldığı kişilerin 6 aylık giderlerini daha en başta amorti etmesi tadından yenmeyecek bir durum. Tayyibin “TOBB’un bir milyon üyesi var, hepsi birer kişi işe alsa işsizlik sorunu çözülür” konulu dahiyane fikrinden daha parlak vallahi. Takdir ve tebrik ediyorum. Böylesine bir fikir zaten olsa olsa bankacılardan çıkar.
20
Efendim bu kariktatür çok hoşuma gitti sizinle de paylaşayım istedim. Bu karikatürü çeşitli nedenlerle sözleşme yapıp, söylenen sözlerle sözleşmedeki maddeleri aynı olmayanlara ithaf ediyorum…

23
Geçen günkü “Up” faciası yazımın akabinde Nefes yazımda belirttiğim gibi yemini bozup Cinebonus Konak Pier’e büyük umutlarla gittik. Film sağlam, sözde izmirin en iyi salonlarından birinde izleyeceğiz. Neyse adam başı 10 lira verdik girdik, Nefes’e helali hoş olsun. Film 20.15′de başlayacak diye alelacele yemeklerimizi yedik, salondaki yerimizi aldık.
O da ne tamı tamına 22 dakika reklam izledik. Film fragmanı falan değil, bildiğin reklam izledik. Sonra film başladı ancak onda da sanki köy kahvesinde film izler gibi ses bir yükseliyor bi alçalıyor. Görüntü arada duraklıyor, bi ara 30 sn kadar kesintiye uğradı. Yani 10 lira verdik ama neye verdik anlayamadık. Sonra filmin final sahnesindeki vurucu kısım gelmeden çat diye ışıkları açmaları da ayrıca kutlanası hareketlerdi. Sanki sinema dün kurulmuş gibi acemice hareketler.
Neyse reklam işine dönersek sanki açık hava sinemasında sponsorların desteğiyle film gösterimi yapılıyor da sponsorlara kıyak olsun diye reklam izliyorum. Yaw ben zaten paramı vermişim, bana neden reklam izletiyorsunuz bir tomar. Bu aslında gün geçtikçe yerin dibine geçen müşteri memnuniyetinin bir göstergesi. ver parayı ben canımın istediği gibi hizmet ederim, nasılsa derdini anlatabileceğin bir yer yok!
23
“Cinebonus’a gitmem uzun zaman” demiştim ancak yeminimi bozdum ve gittik. O konuya daha sonra gireceğim. Şimdi konumuz film: Nefes. Değişik kurgu ve çekimleriyle bence orjinal bir film. “Vatan sağolsun” diyerek gözlerini kırpmadan ölüme koşanların yürek burkan hikayesi.
Olayı kimsenin gözünden anlatmayıp orada yaşananları olduğu gibi anlatması da oldukça önemli. Orada aslında neler olduğunu, mücadelede ne gibi hataların yapıldığını inceden ve ustalıkla veriyor. Ağlarken güldürmeyi başaran bir film bence, ara ara durağanlaşsa da kesinlikle on numara. Son sahnelerini izlerken de Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri için yazdığı dizeler aklıma geldi:
Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
“Barış, barış” diye saçmalayanların kesinlikle izlemesi gereken film.
Ayrıca oradaki Emrah’ın unutulmaz şarkısını da unutmamak lazım.
Bu aşk böyle bitemez
Bırakma terketme beni
Atma beni ölümlere
Atma beni zulümlere
Götür Beni Gittiğin Yere…Ben sensiz nefes alamam
Buralarda hiç duramam
Tek başına yanlız kalamam
Senin Kokunu özlerim
Hep Yollarını gözlerim
Götür beni gittiğin Yere…Aşkındır beni yaşatan
Beni hayata bağlayan
Atma beni ölümlere
Atma beni zulümlere
Götür beni gittiğin yere…
20
Efendime söyleyeyim, bobiler.örg adlı internet çetesini uzun zamandır takip ediyordum, montelere katıla katıla gülüyordum. Dedim ki kendi kendime “ulen ben de monte ekleyecem”. Akabinde üye oldum. Üye olunca hemen bobi olamıyorsun tabii, orciş monte eklemen lazım. “Kuçu” yapıyorlar seni. Neyse ben de ekledim, üç orciş monte. yaklaşık iki haftalık beklemeden sonra dün gece itibariyle aşağıdaki mesajla bobi oldum resmen. Artık http://www.bobiler.org/nioya adresinden montelerimi takip edebilirsiniz
sevgili sen,
yetki bahsettigim bobilerden biri montelerden bir tanesini begendi ve bobi oldun. bu nadir rastlanan bisey. artik yaptigin monteleri tum insanlik gorebilecek, cok cesitli kesimlerden kufur yiyebileceksin.
beni uzme.
makina
bobiler.org