Blog Ödülleri – 2011

Yine bir blog ödülleri yine ben :)
Doğrudan bir adres yok ama kategorideki sayfa şurada:
https://www.blogodulleri.com/Kategoriler/Ki%C5%9Fisel-Bloglar/14

Biraz aşağıya inince “Emrah Önder / Nioya” yazısını göreceksiniz, ayrıca sayfanın kenarındaki bannerdan da oy verebilirsiniz. Ancak Facebook ile ya da doğrudan üye olmak gerekiyor :(
Oylar bana, hadi bakem :)

Android’de İlk uygulamam

Efenim daha önce anlattığım üzere (http://www.nioya.com/yeni-telefon-yeni-tur-yeni-sans.html) yeni androidli telefonumla beraber uygulama geliştirmeye sarmış bulunmaktayım. Bu doğrultuda çok çok basit bişiler yapayım dedim ve yaptım. Kim kullanır, kullanılır mı bilmiyorum ama deneysel olarak yaptım ve markete koydum. Yeni planlarım var bakalım gerçekleştirebilecek miyim :)

Ziyaret etmek isterseniz buyrun linki burada: https://market.android.com/details?id=com.nioya.tckn

Fame City

Facebookta şurda burda bi ara modaydı 80lerde çocuk olmak konusu. Ve o konularda hep adı geçerdi famecity nin.
Çok net hatırlıyorum, açıldığı zamanı o zamanki tantanayi. Hiç gidemedim ve hep büyülü bir yer olarak hayal ettim, bir masallar ülkesi.
Hiç unutmam, teyzemler bize gelmişlerdi eskişehirden. Teyzem kuzenleri götürmüştü, bizi davet bile etmemişti. Akşam eve geldiklerinde de kalan jetonu bana verdiler, hala saklarım. Büyülü ülkenin anahtarı gibi…
Yıllar geçti birkaç kez el ve isim değiştirdi. Ama bu sürede nedense hiç gitmedim.
En sonunda geçen gün yeniden aynı isimde açıldığını duyunca artık gidip görmenin zamanıdır dedim. Gittim, gördüm oynadım çok bi numarasını görmedim. Belki de gözünde çok büyütmüşüm, bilemiyorum.
Oyuncaklar fena değil ancak hepsi ikinci el. Ya eskiden kalma ya da istanbulun, avrupa ya da amerika eskisi. Yeni heyecan verici teknolojik bi oyuncak göremedim. Sadece motorsiklet fena değildi.
Şöyle üç boyutlu, daha interaktif bişiler olsa güzel olurdu doğrusu.

Yeni telefon yeni tur yeni şans

Lafa nasıl başlayacağımı bilmiyorum neyse bi yerden başlamak lazım. Uzun süredir android de android, htc de htc derken sonundan niyeti bozup Vodafonedan yeni telefonumu aldım: HTC Wildfire S.
Aslında gözüm iPhone da, şöyle daha afilli bir HTC modelindeydi ancak hem cep yakıyorlar hem de cebe rahat sığınıyorlar :)
Aldım ama “koca dolma gibi parmaklarimla dokunmatik ekranda nasıl rahat ederim, nasıl hızlı sms yazarım” diye kara kara da düşünmeye başladım :(
Neyse ki alışmam bir günü bile almadı. Hatta bu yazıyı Android için hazırlanan WordPress uygulamasıyla yazıyorum
Telefon genel olarak iyi hoş biraz işlemci gücü düşük o yüzden bazen şuurunu yitirdiği oluyor bi de dahili hafıza ufak olduğu için çabuk doluyor ama olsun. Fiyat-fayda dengesini çok başarılı sağlıyor.
Öte yandan yeni telefon alınca eskisinin ne kadar guvensiz olduğunu farkettim. Şöyle ki telefonu alıp ayarlarını yaparken “güzel abim eski telefonundan rehberini alem mi” dedi. Ben de “al bakalım alabiliyorsan” konulu olarak bluetooth marifetiyle iki telefonu birbirine bağladım. Sonra hoop diye lökür lökür benim eski telefonumdaki herşey yenisine aktarıldı. Yani sözün kısası eski telefonumla bağlandığim herhangi bir makina tüm bilgilerimi rahatça çalabilirmış belki de çalınmıştır :(

Medieval Total War ekran çözünürlülüğü sorunu

Bilgisayar oyunu oynamayı pek sevmem, bugüne kadar oynadığım oyunun sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Masaüstünde Medieval Total War (ilki), GTA Vice City, internet üzerinde de çok eskiden Darkthrone oynardım. Geçen sene de bi ara Farmville’e sarmıştım, zor kurtardım benliğimi :)
Sonraki Sayfa »

Sosyalleştirebildiklerimizden misiniz?

Eski günleri özledim, yaşlanıyorum sanırım. Hani kimsenin kimseden haberi olmadığı, kimsenin kimsenin o an nerede olduğunu bilemediği, randevu verildiği zaman son dakikada değişiklik yapılamadığı için iptal edilmediği, önemli günlerde insanların birbirini aradığı ya da kutlama gittiği, bi kaset aldığımızda sonuna kadar dinlediğimiz, defalarca dinlediğimiz zamanları.
Sonraki Sayfa »

Hayal etmek de parayla değil ya :)

Hayal etmek hakkaten parayla değil ve insanoğluna verilmiş en değerli hediyelerden biri… Kapa gözlerine, ister güzel bir sofradasın, ister en sevdiğin kişiyle berabersin. Hele ki bi de yanında umut varsa zindanda olsan ne yazar?
Bi de rüyalar var tabii, Allah’ın bize gösterdikleri mi yoksa bizim görmek istediklerimiz mi bilemiyorum. Bazen o, bazen bu bazen de ikisi karışık.
Sonraki Sayfa »

Arabalar 2 – Cars 2

Arabalar 2 Bayram tatili dolayısıyla “Ulen bugun ne yapsam” konulu planlarıma “mutlaka sinemaya gidilecek” maddesini eklediğim için arayışlara girmiştim. Sonunda merakla beklediğim “Arabalar 2″ filminde karar verdim. Daha önce ilk filmi daha doğrusu kısa filmi izleyim sizinle paylaşmıştım, Arabalar – Cars (Mater’s Tall Tales) adıyla.

İlk film dokuz kısa filmden oluşuyordu ve hepsi birbirinden eğlenceliydi. Ben de yeni filmde de böyle bir yaklaşım bekliyordum. Neyse arife günü Karaca Sinemasına gittim ve hayatımda ilk defa sinemada tek başıma film izledim. Yani kelimenin tam anlamıyla tek başıma. Seansta benden başka kimse yoktu ve “ara verelim” diye sordular :D Kendimi bir anda sevdiği kadın için gazinoyu kapatan fabrikatör oğlu gibi hissettim. Neyse çocuk çocuk bağırtısından uzak sakin bir film izleme şansı buldum açıkçası. Her şey iyi hoş da şu XPAN D dedikleri üç boyutlu teknolojinin tuğla gücündeki gözlüklerinden çektiğim kadar bişiden çekmedim. Yakında tövbe edicem üç boyutlu filme gitmeye.
Sonraki Sayfa »

Mersin dolayları

Efenim geçtğimiz mayıs sonunda akraba ziyareti için yolum Mersin’e düştü, sağolsunlar güzel gezdirdiler beni. Üzerinden çok geçti ancak yeni yazma fırsatım oldu :) Haydi bakalım başlıyoruz…
Sonraki Sayfa »

Selçuk Meryem Ana Evi / Kilisesi

Hazır Metroplisi keşfetmeye çıkmışken oradan da “Selçuk’a akalım bir Efes görelim, bi Meryem Ana’nın evine varalım” dedik. Selçuk’a geldikten sonra okları takip ederek Efes’i geçtik ve Meryem Ana’ya doğru yollandık. Efes’in Antik Tiyatro kapısını henüz geçmiştik ki bizim Meryem Ana heykeli karşıladı. “Aha geldik” dedim ama meğer bi 5-6 kilometre virajlı ve dağlık bir yol varmış önümüzde.
Döne döne vardık, kapıda sağolsun Selçuk Belediyesi kırmızı halıyla karşılayıp, araç ve kelle başına bir miktar para tahsil ettiler :) Merak edenler için araç başına 7,5 -otobüs, minibüs faklı olabilir- kişi başına da 3,5 lira aldılar.
Sonraki Sayfa »

Flash’ın katili WebGL mi olacak?

Web GL nedir?
Ansiklopedik bilgi: Web GL internet sayfalarında 3 boyutlu görüntüler üretmeye yarayan yeni arabirimdir. HTML 5 ile birlikte çıkması planlanan bu sistem şu anda moern tarayıcılar tarafından destek verilmekte ve Google Chrome,Firefox gibi sistemlerde kullanılmaktadır.
Kısacası JS,HTML ve CSS desteği ile yaratılan animasyonların grafik kartıyla desteklenmesi, daha kısası artık oyunların (masaüstünde büyük büyük yer kaplayanların bile) web tabanlı olması ve flashın da arada rahmetli olması :) (Yazık ama :D )

işte örnekler: (Chrome’da bakılması tavsiye edilir)

Metropolis

Malumunuz Torbalı sınırları içerisinde ikamet etmekteyim ve tarihe, tarihi yapılara baya bi meraklıyım. Sağolsun eniştem ve ablam da benimle aynı fikirdeler :) Bu kadar meraklıyız ama sorun bakalım burnumuzun dibindeki antik kalıntılara bi bakmışlığımız var mı? Yok!!! Bu ayıbımızı çok şükür bu yıl giderdik ve düştük Metropolis yollarına. Ora tam olarak nere diyenler için gelsin: http://tr.wikipedia.org/wiki/Metropolis_(antik_kent)
Sonraki Sayfa »

Trabzon – Ayasofya Kilisesi (Müzesi)

İş nedeniyle geçtiğimiz hafta günübirlik Trabzon’a gittim.  Sağolsun müşterilerimiz güzel ağırladılar bizi, karadeniz yemeklerine doydum :) Tabii süre kısıtlı olunca en yakın yer olan Ayasofya Kilisesi’ni gezebildim. İlk önce şaşırdım, “Ayasofya İstanbul’da değil miydi” diye sordum benliğime. Neyse orada bi cevap bulamadım ancak sonra dönünce hemen araştırdım. Çok kesin bi cevap bulamadım ancak Ayasofya adı “Kutsal Bilgelik” anlamına geldiğini öğrendim. Buradan da şu sonucu çıkardım, biz de nasıl birkaç yer de “Ulu Cami” var, sanırım onun gibi bir şey :) Neyse konusu özetleyip fotoğraflara geçiyorum :)
Ayrıntılı bilgi: http://tr.wikipedia.org/wiki/Trabzon_Ayasofya_Müzesi
Sonraki Sayfa »

Sitem derslere konu olmuş :)

Geçenlerde google’da arattım sitemi. Bi baktımki aşağıdaki linkte sitemin adresi ayan beyan örnek gösteriliyor hem de açıklamasıyla beraber. Demek ki Nioya tek benim aklıma gelmemiş :) Neyse Allahtan elimi çobuk tutmuşum da alan adını kapmışım.

Bahsettiğim linkte anlatılan konu da benim çok sevdiğim konulardan biri olması da ayrıca mutlu etti. Yazının yazıldığı tarihten aşağı yukarı 4 ay sonra almıştım alaln adını.

Buyrun burada link: http://www.msegitim.net/MakaleYazdir.aspx?MakaleId=10

Vay Arkadaş

vay arkadaş ya ne film yapmışlar :D

O derece olmasa güzel film olmuş, en azından sevdikleri insanlar için başlarını derde sokan üç kafadarın hikayesi konulu gavur filmlerine alternatif olabilecek bir film.

Manik karakterini (Manik-depresif  – manik depreşik de olabilir :) – bir kişilik) şu sıralar TRT1′deki Leyla il Mecnun adlı biraz romantik, biraz fantastik biraz da komik dizinin Mecnun’u Ali Atay canlandırıyor. Geniş Aile’nin “Koyu Bilal”i Fırat Tanış ise içe kapanık ve aşırı “tik”li bir insan olan “tik” karakterini başarıyla oynamış.
Sonraki Sayfa »