Bilgisayar mühendisinin 3G ile imtihanı – 1

Filed Under (Maceranın içinden) by emrah on 01-10-2009

Değerli, bir o kadar saygıdeğer, efendime söyleyeyim böyle şeker kaymak okurlarım,

Utanarak söylüyorum ki tam iki aydır tek bir yazı yazmadım, so soriy :D

Neyse geçelim bu sevimsiz konuları gelelim daha sevimsiz teknolojik şeylere. Efendim 3g’nin topraklarımıza girmesinin gazı ve eski telefonumun ışık sistemini yitirmesinin desteğiyle Turkcell’in kampanyasıyla Nokia 3120 aldım. Her şey güzel, 3gsi, 2mp kamerası, osu busu şusu herşeyi güzel. Kendi telefonum diye demiyorum güzel yapmış Nokia, aferin keratalara.

Read the rest of this entry »

İhlas Şofben

Filed Under (Sevgili Günlük) by emrah on 30-07-2009

Geçtiğimiz günlerde ufak bir yenileme çalışmasına girdiğim banyomuzdaki şofbeni çıkarırken bu konuda mutlaka yazı yazmam gerektiğini düşündüm. Malum bu ufak tefek su ısıtıcılarının şofben adı altında evlerimize girmesinden beri en bilinen marka İhlas Şofben’dir. Güzel ülkemizde İhlas şofbenle yıkanmamış nadir Türk evladı vardır. Hele ki öğrenci evinde kalıyorsanız ve bu deneyimi yaşamadıysanız bir yanınız eksik kalmıştır.

Read the rest of this entry »

Hayat

Filed Under (Hoşuma Gidenler) by emrah on 18-07-2009

Eşkiya (Yavuz Tuğrul)

Kaçağım eşkiya aşklar yaşarım durmadan
Kaşla göz, dağla uçurum arası…
Konar göçerim
Sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar…
Sığsın isterler defnelerim küçücük saksılarıma
Yetmez dağ başlarının teslimiyeti istenir
Ya katli ya ihanetim…

Read the rest of this entry »

Micheal Jackson'ın ardından

Filed Under (Hoşuma Gidenler) by emrah on 03-07-2009

Bir pop kralı daha arkasında soru işaretleri bırakarak göçtü gitti bu diyardan. Müslümandı, çok borcu vardı, intihar etti vs bir çok dedikodu hala gündemi meşgul ediyor. Aslında bunlar hakkında değil de benim aklıma gelen başka bir ayrıntı hakkında yazmak istedim.

Şimdi Micheal abimiz “The Jackson 5″ adlı grupla müzik hayatına başladı. Bu gruptaki üyeler kardeşleriydi. Sonra solo albüm yaparak yıldızını parlattı, ünlü oldu, pop starı oldu.

İsmail YK kardeşimiz de “Yurtseven Kardeşler” adlı grupla müzik hayatına başladı. Bu gruptaki üyeler kardeşleriydi.Sonra solo albüm yaparak yıldızını parlattı. Demek ki İsmail YK da bir iki yıla kadar dünya starı olabilir :D Neyse sonu Micheal’a benzemesin de…

Devrim Arabaları

Filed Under (İzlediğim Filmler) by emrah on 02-07-2009

Başı, sonu, konusu, oyuncuları ile tam bir baş yapıt. Hele ki “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz” sözüyle unutulmayacak bir film. Bir avuç Türk mühendisin her türlü engel, köstek ve imkansızlığa rağmen yazdıkları destanın devlet ve basın içerisinde yuvalanan -en hafif ifade ile- işbirlikçileri tarafından ortadan kaldırılmasının hikayesi. Nuri Demirağların hüzünlü hikayesi aslında. Yeni tabirle “know-how”ı bize ait bir arabanın yok edilişinin ardından sadece dışarıdan gelen parçaların montajıyla araba yaptığımızı zannetmemiz ne kadar ironik. “Aman siz yapmayın, biz size ucuza satarız” hikayesine kanmak ne kadar acı. Yapıldı mı bilmiyorum ama şu ucak fabrikası hikayemizi ve bu uğurda neredeyse canı alınan Nuri Bey’in hikayesini umarım bir gün bir film haline getirilir.

Osmanlı Cumhuriyeti

Filed Under (İzlediğim Filmler) by emrah on 02-07-2009

Ana fikir ve konu güzel, başarılı ancak sanırım filmi Gani Müjde yerine başkası yönetse daha da başarılı olacak gibi. Bazı noktalar durağan ve sıkıcı olmuş. Girişin ve hafif bir gelişmenin ardından hoop diye sonuca çat diye çıkmak iyi olmamış. Padişah rolünü de Ata Demirer’den başkası bu kadar iyi kimse oynayamazdı. Aslında genel olarak “Devrim Arabaları”nda da bu filmde de nasıl Batı’nın oyuncağı olduğumuzu gayet net bir şekilde anlatılmakta. Hele ki Avrupa Birliği’nin kapısındaki rezil-i rüsva durumumuz sanırım daha açık bir şekilde anlatılamazdı. Kısacası eksik, gedikleri çok olsa da izlenesi, ardından da “Vah Türkiyem” diye ağlanası bir film olmuş.

Daha da Vista kullanmam!

Filed Under (Sevgili Günlük) by emrah on 22-05-2009

Alperen’in yıllarca süren ısrarına gögüs gererek inatla kullanmayı sürdürdüğüm XP’nin ardından sırf lisanslı diye Vista’yı herşeye rağmen kullanmayı sürdürüyordum. Ancak perşembe günü ortada ciddi hiçbir sebep olmadan sapıtması ve şuurunu yitirmesinden dolayı kendisiyle vedalaşıyorum. Zorunlu olmadıkça daha da vista kullanmam. Yaşasın Ubuntu :)

Son Cellat

Filed Under (İzlediğim Filmler) by emrah on 09-05-2009

Olaylar biraz kopuk kopuk ilerlese de Kadir İnanır’ın oyunculuğuna bayıldım. Dönem filmi olması açısından olaylara doğal olarak biraz taraflı bakan filmde geçmişte olanlar, nereden nereye gelindiği konusunda fikir sahibi olunması amaçlanıyor. Ancak dediğim gibi sadece Kadir Abimizin bir çok jönün cesaret edemeyeceği şekilde bir rolün altına girmesi bu filmi seyredilir kılıyor ve abimizin ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor. Düşünürsek Polat Alemdar’dan sonra Necati kardeşimizin böyle bir rolde asla olmayacağı açıktır. Jön olup orayı burayı dağıtmak kolay tabii, ancak gerçek oyuncu olarak ezik, itilmişi kakılmış birini canlandırmak tabii çok başka. Bi de üstüne film az daha oradan oraya zıplamadan yapılsaydı baş yapı olabilirdi.

120

Filed Under (İzlediğim Filmler) by emrah on 07-05-2009

Bir kahramanlık destanı… 120 küçük kahramanın, Erzurum – Van arasındaki dağlarda vatanı kurtarmak için canını hiçe sayanların hikayesi. Güzel, akıcı, yerli yerinde bir film bence. Bir kısmıdan hafifte olsa gülümseten, ama çoğunlukla nemli gözlerle izleyebileceğiniz bir film. Bu vatanın nasıl kurulduğunu, kurtulduğunu, içten ve dıştan kimlerin bu ülkeyi hancerlediğinin bir örneği. Tabii bu filmi izledikten sonra o sınır kapısını açalım diyerek bubama şubama obamaya sürtünenlere de selam olsun buradan…

Sinema ve zuzaylıların durumu

Filed Under (İzlediğim Filmler) by emrah on 07-05-2009

Birçok bilimkurgu filmdeki genel konsept şudur: Dünya bir belaya bulaşır, herhangi bir Amerikalıda çıkar bi hamlede dünyayı kurtarıverir. Bu belaların başında da uzayların dünya ile kafalarını bozmasıdır. En son izlediğim filmler “Dünyanın durduğu gün” ve “Kehanet” filmleri de bu dünya battı batıyor paranoyalarının işlendiği filmler. Bu iki filme de ayrıntılı olarak değinmek istiyorum.

Read the rest of this entry »