Emrah'ın Yeri

Ne İş Olsa Yaparız Abi

Bugün otobüste ayakta giderken cama kafamı dayamış, yarı uykulu gözlerle camdan dışarı bakıyordum. Kırmızı ışıkta durduk. Yanımıza süper lüks üstü açık bir araba durdu. Şöförüne baktım. ya 18 ya 19. “Ülen bazıları hakkaten şanslı doğuyor” dedim kendi kendime. Yeşil ışık yanıp otobüs bir hışımla hareket edip beni sarstığında kendime geldim, kendime baktım ben düşündüm. Aslında ben de şanslı doğanlardanım. Sağlıklıyım, iyi bir eğitim aldım, iyi bir ailem ve beni çok seven, benim de çok sevdiğim, tam istediğim gibi bir sevgilim, az kazanmama rağmen sevdiğim ve bana ait bir işim var. Şükürler olsun sana, ben de şanslı doğanlar ya da yaşayanlardanım.  Elinde hiçbir şey olmayanlara yardım et, elinde olanları küçümseyenlere ve değerini bilmeyenlere akıl, fikir ihsan eyle.

Haberiniz var mı bilmiyorum ancak GSM’dekinin bir benzeri şekilde sabit hatlarda da numara taşıma 10 Eylül itibariyle başlayacaktı. Yani aynı il içinde sabit telefonumuzu istediğimiz yere numara değiştirmeden götürebilecektik. Olacağına pek inanmamıştım ancak yeni ofisle beraber Urla’daki numaralarımızdan birini taşımaya karar verdik.

okumaya devam edin…

Efendim iki aydır yazmıyorum ama boş durduk mu durmadık tabii. Öncelikle İzmir Merkez’de bir irtibat bürosu açtık. Denize nazır, bir yanı körfeze, diğer yanı 2.Kordona diğer bir yamacı ise Kadifekale tarafına bakan şirin ofisimize bekleriz efendim. Konak Pier’in tam karşısında, English Fast’ın tam üstündeyiz. Yeni ofis numaramız :  4456598

Yeni ofise yeni site yakışır dedik ve sağolsun sevgili tasarımcımız Onur Adsay, sitemizi baştan aşağıya yeniledi, daha dinamik, daha düzenli ve profesyonel sitemize kavuştuk.

http://www.beyazpiramit.com

Değerli, bir o kadar saygıdeğer, efendime söyleyeyim böyle şeker kaymak okurlarım,

Utanarak söylüyorum ki tam iki aydır tek bir yazı yazmadım, so soriy :D

Neyse geçelim bu sevimsiz konuları gelelim daha sevimsiz teknolojik şeylere. Efendim 3g’nin topraklarımıza girmesinin gazı ve eski telefonumun ışık sistemini yitirmesinin desteğiyle Turkcell’in kampanyasıyla Nokia 3120 aldım. Her şey güzel, 3gsi, 2mp kamerası, osu busu şusu herşeyi güzel. Kendi telefonum diye demiyorum güzel yapmış Nokia, aferin keratalara.

okumaya devam edin…

İhlas Şofben

1 yorum

Geçtiğimiz günlerde ufak bir yenileme çalışmasına girdiğim banyomuzdaki şofbeni çıkarırken bu konuda mutlaka yazı yazmam gerektiğini düşündüm. Malum bu ufak tefek su ısıtıcılarının şofben adı altında evlerimize girmesinden beri en bilinen marka İhlas Şofben’dir. Güzel ülkemizde İhlas şofbenle yıkanmamış nadir Türk evladı vardır. Hele ki öğrenci evinde kalıyorsanız ve bu deneyimi yaşamadıysanız bir yanınız eksik kalmıştır.

okumaya devam edin…

Hayat

Yorum yok

Eşkiya (Yavuz Tuğrul)

Kaçağım eşkiya aşklar yaşarım durmadan
Kaşla göz, dağla uçurum arası…
Konar göçerim
Sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar…
Sığsın isterler defnelerim küçücük saksılarıma
Yetmez dağ başlarının teslimiyeti istenir
Ya katli ya ihanetim…

okumaya devam edin…

Bir pop kralı daha arkasında soru işaretleri bırakarak göçtü gitti bu diyardan. Müslümandı, çok borcu vardı, intihar etti vs bir çok dedikodu hala gündemi meşgul ediyor. Aslında bunlar hakkında değil de benim aklıma gelen başka bir ayrıntı hakkında yazmak istedim.

Şimdi Micheal abimiz “The Jackson 5″ adlı grupla müzik hayatına başladı. Bu gruptaki üyeler kardeşleriydi. Sonra solo albüm yaparak yıldızını parlattı, ünlü oldu, pop starı oldu.

İsmail YK kardeşimiz de “Yurtseven Kardeşler” adlı grupla müzik hayatına başladı. Bu gruptaki üyeler kardeşleriydi.Sonra solo albüm yaparak yıldızını parlattı. Demek ki İsmail YK da bir iki yıla kadar dünya starı olabilir :D Neyse sonu Micheal’a benzemesin de…

Başı, sonu, konusu, oyuncuları ile tam bir baş yapıt. Hele ki “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz” sözüyle unutulmayacak bir film. Bir avuç Türk mühendisin her türlü engel, köstek ve imkansızlığa rağmen yazdıkları destanın devlet ve basın içerisinde yuvalanan -en hafif ifade ile- işbirlikçileri tarafından ortadan kaldırılmasının hikayesi. Nuri Demirağların hüzünlü hikayesi aslında. Yeni tabirle “know-how”ı bize ait bir arabanın yok edilişinin ardından sadece dışarıdan gelen parçaların montajıyla araba yaptığımızı zannetmemiz ne kadar ironik. “Aman siz yapmayın, biz size ucuza satarız” hikayesine kanmak ne kadar acı. Yapıldı mı bilmiyorum ama şu ucak fabrikası hikayemizi ve bu uğurda neredeyse canı alınan Nuri Bey’in hikayesini umarım bir gün bir film haline getirilir.

Ana fikir ve konu güzel, başarılı ancak sanırım filmi Gani Müjde yerine başkası yönetse daha da başarılı olacak gibi. Bazı noktalar durağan ve sıkıcı olmuş. Girişin ve hafif bir gelişmenin ardından hoop diye sonuca çat diye çıkmak iyi olmamış. Padişah rolünü de Ata Demirer’den başkası bu kadar iyi kimse oynayamazdı. Aslında genel olarak “Devrim Arabaları”nda da bu filmde de nasıl Batı’nın oyuncağı olduğumuzu gayet net bir şekilde anlatılmakta. Hele ki Avrupa Birliği’nin kapısındaki rezil-i rüsva durumumuz sanırım daha açık bir şekilde anlatılamazdı. Kısacası eksik, gedikleri çok olsa da izlenesi, ardından da “Vah Türkiyem” diye ağlanası bir film olmuş.

Alperen’in yıllarca süren ısrarına gögüs gererek inatla kullanmayı sürdürdüğüm XP’nin ardından sırf lisanslı diye Vista’yı herşeye rağmen kullanmayı sürdürüyordum. Ancak perşembe günü ortada ciddi hiçbir sebep olmadan sapıtması ve şuurunu yitirmesinden dolayı kendisiyle vedalaşıyorum. Zorunlu olmadıkça daha da vista kullanmam. Yaşasın Ubuntu :)