Etiket Arşivi animasyon

Rango

RangoRango rango :) Animasyon film izleme merakıyla gittik aldık filmi. Açıkçası bir animasyon fiilminden en büyük beklentim  “gülelim eğlenelim, seyredelim coşalım”dır.

Film rahat yaşamından vahşi batıya düşen zavallı kertenkelenin dramını anlatıyor. Açıkçası filmin konusu, sonu vs bizim Türk filmlerini andırıyor. Mesela Kemal Sunal’ın “Karlar Erimeden” filmindeki yanlışlıkla kaymakam olan, akıl hastanesi firarilerine kadar çok benziyor rango. Aşık olan kız, gözünü para bürümüş yöneticiler vs.

Bi de tabii “aman insanın açgözlülüğü, çevreyi katletmeyelim” gibi Hollywood’un beslendiği Amerikan politikalarıyla tam ters bir mesaj verme çabası…

İşte gavur yapınca rango olur, biz yapınca “aman, bayat yeşil çam filmi”. Aynı eleştriyi Avatar filmi için de yapmıştım.

Neyse fena film değil ama “Hadi mutlaka izleyin” diyemem!

Babamın Penguenleri (Mr. Popper’s Penguins)

Babamın Penguenleri (Mr. Popper’s Penguins) - Referansı Jim Carey olması sebebiyle gönül rahatlığıyla izlemeye başladığımız film :)
Güzel, sıcak, tüm aile birarada izleyebileceğiniz bir film olmuş. Tabii biraz çocuk filmi olarak yaklaşıldığı için bazı noktaları mantıksız ve eksik. Ama önemli güzel vakit geçirmekse mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.
Mantıksız, eksik falan diye suçladık ama alttan alttan ailenin önemi, hayatın sadece çalışmak ve paradan ibaret olmadığı mesajını vermesi de takdire şayan.
Neyse sonuç olarak sevdiklerinizle bu filmi izleyin, hem güzel bir vakit geçirin hem de izledikten sonra hayat koşusunun içinde sevdiklerinize ne kadar zaman ayırdığınızı düşünün…

Arabalar 2 – Cars 2

Arabalar 2 Bayram tatili dolayısıyla “Ulen bugun ne yapsam” konulu planlarıma “mutlaka sinemaya gidilecek” maddesini eklediğim için arayışlara girmiştim. Sonunda merakla beklediğim “Arabalar 2″ filminde karar verdim. Daha önce ilk filmi daha doğrusu kısa filmi izleyim sizinle paylaşmıştım, Arabalar – Cars (Mater’s Tall Tales) adıyla.

İlk film dokuz kısa filmden oluşuyordu ve hepsi birbirinden eğlenceliydi. Ben de yeni filmde de böyle bir yaklaşım bekliyordum. Neyse arife günü Karaca Sinemasına gittim ve hayatımda ilk defa sinemada tek başıma film izledim. Yani kelimenin tam anlamıyla tek başıma. Seansta benden başka kimse yoktu ve “ara verelim” diye sordular :D Kendimi bir anda sevdiği kadın için gazinoyu kapatan fabrikatör oğlu gibi hissettim. Neyse çocuk çocuk bağırtısından uzak sakin bir film izleme şansı buldum açıkçası. Her şey iyi hoş da şu XPAN D dedikleri üç boyutlu teknolojinin tuğla gücündeki gözlüklerinden çektiğim kadar bişiden çekmedim. Yakında tövbe edicem üç boyutlu filme gitmeye.
Devamı »

Şirinler

Geçtiğin günlerde, şirin bir salonda şirinleri izledik. Çok şirinledik. Sinemadan çıkarken de çok şirinserdik :)

Filmi izleyince bir yandan çocukluğa döndüm, bir yandan da çok güzel bir film izlemenin keyfini sürdük. Çok başarılıydı, sadece çocuklara değil, her yaştan izleyicinin keyif alarak izleyebileceği bir film olmuş.
Devamı »

Planet 51

Planet51 PosterPlanet 51Daha önceki yazılarımda da okuduğunuz üzere (okumuş olduğunuzu diliyorum :D ) animasyon filmleri ve bilimkurgu filmleri (hani şu dünyanın batıp da Amerikalıların kurtardığı türdenler de dahil) takip etmeye çalışırım. Bunlardan biri de şu an yazmakta olduğum film. Zira konusu bakımından da oldukça ilginç bir film. Hep uzaylıların dünyayı basacakları paranoyasını bir de uzaylılar açısından işlemiş bir film. Animasyonları, karakterleri ve Türkçe seslendirmesi on numara bir film. Tabii her Amerikan filminde olduğu (sağda görebilirsiniz) Amerikan bayrağı baya bi var. O kısımları düşünmezsek muhteşem bir film, izleyin, izlettirin. (Emir kipinde oldu, asker olduğuma sayın :D )

Arabalar – Cars (Mater’s Tall Tales)

Yine Pixar yine muhteşem bir çalışma. Çalışma diyorum çünkü film önizlemesi gibi bir şey bu. 9 bölümde Mater adlı eski bir çekicinin hayallerle karışık anılarını çok şirin, çok eğlenceli ve çok komik bir şekilde anlatıyor. Yaklaşık 35-36 dakika süren çalışma izledikten sonra çıkacak muhtemel filmi dört gözle beklemeye başladım. Vaktiniz varsa mutlaka izlemelisiniz, insanın üzerindeki tüm asabiyeti ve yorgunluğu bir anda alıveriyor doğrusu.

Toy Story 3 – Oyuncak Hikayesi 3

Yine Walt Disney yine Pixar yine muhteşem bir film. İlk filmdekinden daha başarılı animasyonlarla oyuncakların hem oyuncak oldukları hem de büründükleri karakterin yüz ve mimikleri çok başarılı olarak verilmiş.

Hikayeye gelince sahipleri Andy’nin artık büyüyüp adam olmasının ardından oyuncakların yaşadığı dışlanmışlık hisssiyatı karşısında başlarını belaya sokmaları olarak özetlenebilir.

Filmde en çok dikkatimi çeken ve güldüğüm konu oyuncaklar arasındaki devrecilikti. Şimdi askere gitmeyenler bilmezler, devrecilik nedir? Devrecilik önce gelenin(üst devre) sonra geleni (alt devre) ölesiye ezmesi, en pis ve zor işleri alt devrelerine yaptırması olarak tanımlanabilir. Askerde olmam nedeniyle bu örnek bence tam oturdu. Oyuncaklarımız düşdükleri anaokuldaki üst devre oyuncakların baskısı ve zulmünden kaçmaya çalışırken bir yandan da Andy’ye kavuşmaya çalışıyor. En sonunda da Andy onları başka bir çocuğa emanet ediyor.

Bakalım bu filmin sonuyla dördüncü filmi görme umutlarımız arttı.