Emrah'ın Yeri

Ne İş Olsa Yaparız Abi

"Asabiyet Yaratan Haller" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

The Hurt Locker

1 yorum

Avatar karşısında mücadele edip en iyi film ödülünü kapan bu filmi büyük bir merakla izledim.

Iraklılar tarafından “işgal” edilen “zavallı” amerikalıların, bu işgal sırasında yine “hain” Iraklılar tarafından döşenen bombaları imha mücadelelerin anlatıldığı filmin nasıl en iyi film ödülü aldığını anlamadım. Ya ödüle karar veren jüri hiç iyi film görmemiş. Bi kere filmin başı sonu belirsiz, doğru dürüst bir konu örgüsü yok. Neden – sonuç ilişkisi Allah hak getire. Oyunculuk desen yoldan geçen adamları oynatsan daha iyi. Amerikan askerlerinin “işgalci” ıraklılar yüzünden düştüğü üzücü durumlar dışında bir şey yok.

Ha söylemeden geçemeyeceğim, kitle imha silahı var ayağıyla Irak’ı işgal edip demokrasi getireceğiz ayağıyla kardeşi kardeşe kırdırmayı başararak Amerika hakkikaten en iyi film ödülüne fazlasıyla hak etti, dolayısıyla Amerikan sermayesi Akademi’de bu başarıyı sonunda ödüllendirdi!

Kontör gitti geldi kuruş, ulen zaten neden kontör varimuş! demiştim 1 nisan’da tivitırıma. Hakkaten telefon cebe girdiği günden beri şu kontör işi anlamış değilim. Hanlarda marka ile çay, kahve veren çay ocağı misali neden böyle bişeye ihtiyaç duyulurdu?

Sonra sonra satış, alış, ticaret işlerini girince kavradım konuyu. Mevzu tamamen müşteriyi nasıl düdük düdük ederiz. Zira örneğin hep 3 dakikası 1 kontör ya da bilmem kaç yöne şu kadar beleş mesaj 39 kontör dediler mi dediler. Bir yıl boyunca oh ne güzel 3 dakikasına 1 kontöre konuşuyorum beleş vallaha dedik mi dedik. Ancak kontörün birim fiyatı aynı kaldı mı kalmadı. Bize sanal bir aynı fiyat hikayesi yutturuluyordu.

Neyse BTK’nın çok takdir ettiğim kararıyla artık kontör devri bitti amma velakin kazık devri bitmedi. Bu geçişte yine bi kazıklar yedik ama tabii oturup hesaplamak lazım. En azından bundan sonra zamlardan anında haberimiz olacak.

Dostlar, iki gün önce Mustafa Akgül hocamızdan 5-18 Nisan İnternet Haftası nedeniyle bir imeyil aldım. Site üzerinden nasıl etkinlik ekleneceğini anlatan daha doğrusu hatırlatan meyili okuyunca açıkçası önce şaka olduğunu düşündüm ancak yanılmışım gerçekmiş. Üzüldüm. Hangi kısımlarına üzüldüğümü de aşağıdaki metinde kırmızı ile işaretledim.

Sayin Emrah Önder
Internet Haftasi webine etkinlik ve duyuru icin bir hatirlatma yapmak istedik.
internethaftasi.org.tr webinde Kullanici Girisi kismini tiklayarak basliyabilirsiniz.
Once karsiniza dizin denetimi cikacak: burada kullaanici olarak *** parola olarak da *** yazacaksiniz.
Karsiniza Kontrol paneli cikmasi gerekir. Bu popup sayfasi olarak olusacak.
Sayet size kullanici ve sifre soran popup sayfasi cikmazsa, tarayicinizi izinlerine bakin, bu sunucu icin popup izni veriniz.
Kontrol paneli icin kullanici: *** ve sifre: *** dir.
Bunu gecince yeni sayfada solda duyuru, etkinlik vs yazan bir menu gelecektir.
Sayet IE7 veya Firefox3 kullanirsaniz bunlar gozukmeyebilecektir
O zaman Firefox 2 veya IE6 kullaniniz. Firefox 2 yi oneririz.
Duyuru ve etkinlik kismina ekleme yapilabilir, kendi ekledikleirnizi daha sonra duzenliyebilirsiniz.
Sizden kurumunuzun etkinliklerini biran once webe girmenizi rica ediyoruz.
Sayet sorun yasarsaniz, *** adresine yaziniz.
Haftanin logo ve bannerini hem ana weblere hemde webmail gibi intranetlere yerlestirmenizi bekliyoruz, rica ediyoruz.
Internet Yasamdir !

http://internethaftasi.org.tr

http://bt-stk.org.tr

Saygılarımızla

Bilişim STK Platformu Adına
Doç. Dr. Mustafa Akgul
Bilkent Üniversitesi
Tel: ***
Fax: ***
Tel: ***
akgul@***

Mikropsoft bile IE6′yi başından atarken, Firefox 2′nin piyasada esamesi okunmazken Bilişim STK Platformumuzun yeni teknolojilere göre kendi sistemlerini düzenlememesi üzerine de “aman sakin yenisini kullanmayın, eskisinde çalışın” demesi çok üzücü. Umut ederim ki Mustafa Hocamız bu metni doğrudan kendisi göndermemiştir ve bu ayıbın ivedilikle düzeltilmesini sağlayacaktır.

Büyük umutlar gidilip hayal kırıklığıyla ayrıldığım bir film daha.

9 ayrı skeçle güldürürken de ulen bi de düşündürsek felsefesiyle ortaya çıkıp filmin içine böyle edilir konulu film.

“300 Günübirlikçi” konulu skeç ve diğerler skeçlerde yer alan bölük pörçük gizli espriler dışında filmde elle tutulur birşey yok. İlk kısmı bilemem ama ikinci kısım bence ÇGH oyuncuları değil bizzat Yılmaz Erdoğan tarafından yazılmış gibi. Özellik  – “Organize İşler”in başındaydı sanırım” Yılmaz yazamıyor muhabbetinin neden tekrar kullanıldığını anlamak mümkün değil. Öte yandan bisikletli taarruz hikayesini çok anlamsız buldum. Ha salondaki izleyiciler nedense gülmekten kırıldı ancak ben bunun sadece  Kurtuluş Savaşı mücadelesiyle de açıkça dalga geçilmesi olarak algıladım.

Neyse sözün özü beğenmedim, evde olsa sıkılıp kapatır televizyon izlerdim.

Ha unutmadan eğer hala fragmanını izlemediyseniz http://fragmancafe.com/35_cok-filim-hareketler-bunlar.html adresinden fragmana ulaşabilirsiniz.

Efendim konusunu ilginç bulduğum ve ikinci bölümü ülkemizde geçtiği için bu mendabur filmi izlemeye niyet eyledim akabinde de izledik :-)
ilk bölüm fena sayılmazdı hareket, gizem falan filan derken ilk bölümü uçakta bitirerek ortada kalakaldık. Neyse aynı azimle ikinci bölümü

izlerken film Bodrum’da devam etmeye başladı. Aman o ne, Bodrum bizim bilmediğimiz bir coğrafyaya kaymış. La resmen çöl koymuşlar Bodrum’a. İnsanlar fesle geziyor, Bodrum çarsında yılan mı oynatan dersin, burkalı kadınlar mi istersin hepsi gırla.

Neyse tamam anladım, güzel yurduma düşmansınız ya da hala arabi zannediyorsunuz e be güzel evladım nasıl Kudüs’ü denize nazır şehir haline getirdiniz. Hiç mi Cennetin Krallığını bi izleyem, google map‘e girem bakam demediniz.

Neyse sözün özü büyüklerimiz aman dünya deviyiz, neymiş efendim bölgesel gücüz falan deseler de bi hollywood’a söz geçiremiyoruz, kendimizi iyi tanıtamıyoruz.

Sevgili dostlar, geçen gün Habertürk’ün internet sitesinde dolaşırken bir de ne göreyim benim 3 yıl önce yazdığımın bir yazımın görselini koymamışlar mı? Benim görselim diyorum zira kompozisyonu bizzat ben yapmıştım. Tabii boyutunu büyük büyük koyarsam olacağı oydu. Neyse Habertürk editörlerine mail attım, “ulen bu benim” diye. Bakalım hala ses seda yok. Merak edenler için

Bu benimki -> http://www.nioya.com/16-eylul-2007.html

Bu da Habertürk’ün ki http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/207986-Telefon-yuzde-38-ucuzlayacak.aspx

Bu da uçurmasınlar diye:

Efendim Burger King acayip kampanyalarla pazar payını ve midemizdeki yerini artırırken Ranch Sos ile de kendinin müdavimi haline getirmişti. Ancak son 3-5 aydır bir “Ranch Sos kıtlığı” yaşamaya başlamıştık. Hangi şubeye gitsek “Efendim kalmadı, taze bitti, ah olsa dükkan sizin” cevaplarını almaya başladık. Geçen gün menü alırken sosu sorduğumuzda “var efendim ama paralı” cevabı ile dumura uğradım. 25 kuruşumuzu paşa paşa verip aldım ama Burger King’in gönlümde kaplayan yerinde ciddi bir azalma söz konusu oldu. Reklamlara toparla para harcayan firma, 25 kuruş için bütün imajını zedeledi bence.

İki sarı hatunla şafak sezerli reklam çekmesen de biz sana geliriz be burgerım da bu ranch sosu işi hiç iyi olmadı!

Geçen günkü “Up” faciası yazımın akabinde Nefes yazımda belirttiğim gibi yemini bozup Cinebonus Konak Pier’e büyük umutlarla gittik. Film sağlam, sözde izmirin en iyi salonlarından birinde izleyeceğiz. Neyse adam başı 10 lira verdik girdik, Nefes’e helali hoş olsun. Film 20.15′de başlayacak diye alelacele yemeklerimizi yedik, salondaki yerimizi aldık.

O da ne tamı tamına 22 dakika reklam izledik. Film fragmanı falan değil, bildiğin reklam izledik. Sonra film başladı ancak onda da sanki köy kahvesinde film izler gibi ses bir yükseliyor bi alçalıyor. Görüntü arada duraklıyor, bi ara 30 sn kadar kesintiye uğradı. Yani 10 lira verdik ama neye verdik anlayamadık. Sonra filmin final sahnesindeki vurucu kısım gelmeden çat diye ışıkları açmaları da ayrıca kutlanası hareketlerdi. Sanki sinema dün kurulmuş gibi acemice hareketler.

Neyse reklam işine dönersek sanki açık hava sinemasında sponsorların desteğiyle film gösterimi yapılıyor da sponsorlara kıyak olsun diye reklam izliyorum. Yaw ben zaten paramı vermişim, bana neden reklam izletiyorsunuz bir tomar. Bu aslında gün geçtikçe yerin dibine geçen müşteri memnuniyetinin bir göstergesi. ver parayı ben canımın istediği gibi hizmet ederim, nasılsa derdini anlatabileceğin bir yer yok!

"Up" faciası

1 yorum

Sevine sevine Kipa Balçova’ya gittik, üst kata çıktık. Gişeye yanaştık, biletimizi aldık, bu gösterim “üç boyutlu demi” dedik, “evet” cevabımızı aldık. İçeri girdik, sinemanın kafesinden su alma gafletini gösterip 1,5 lira bayıldık. Salona girdikten sonra gözlük dağıtılmadığını fark edip görevliye sorduk ve “3 boyutlusu gelmedi” mealindeki cevabı alıp yıkıldık mı yıkıldık. Acilen çıkıp biletimizi geri iade ettik. Hangi filme mi gittik: TV reklamlarında bangır bangır üç boyutlu diye beyan edilen “Up – Yukarı Bak”. Ve Real 3D bizde diye övünen Kipa Cinebonus’ta film üç boyutlusu yok, gişedekinin bundan haberi yok. Neyse çok büyük hayal kırıklığı yaşadım, resmen travma oldu bu benim için uzun zaman Cinebonus’a gitmem herhalde!