Kategori Arşivi Asabiyet Yaratan Haller

İkinci el

Güzel dilimizin gavur dillerinden gelen sözcüklerle yeşillenmesine alıştım. Ancak bazı deyim ya da ifadelerin çevrilip kullanılmasını bazen yadırgıyorum.
Mesela iş dünyasında çok kullanılan bir ifade var: ben size dönerim! Kime dönüyoruz, nereye dönüyoruz birader!

Neyse konumuz bu değildi. Daha doğrusu örneğimiz bu değildi, laf açılmışken söyleyeyim dedim. Kullanılmış ve satılan eşyalar için ikinci el eşya deniyor. Beni anneannem büyüttü, eski kadındı, yeni laflardan hoşlanmaz, anası atası ne öğretti, ne bildiyse ondan şaşmazdı. Bu yüzden bu tarz satılan kullanılmış eşyaya ikinci el dediğini hiç duymadım. Ya elden düşme derdi ya da müstamel. Tamam müstamel eski Türkçe bir kelime, arapça ya da farsça kökenli. Ama elden düşme tam oturuyor. Tabii biraz itici elden düşme demek, belki de o yüzden İngilizce’den hooop “second hand” lafını çevirip uyarlamışlar. Neeyse öyle bir bahsedeyim dedim :)

Sosyalleştirebildiklerimizden misiniz?

Eski günleri özledim, yaşlanıyorum sanırım. Hani kimsenin kimseden haberi olmadığı, kimsenin kimsenin o an nerede olduğunu bilemediği, randevu verildiği zaman son dakikada değişiklik yapılamadığı için iptal edilmediği, önemli günlerde insanların birbirini aradığı ya da kutlama gittiği, bi kaset aldığımızda sonuna kadar dinlediğimiz, defalarca dinlediğimiz zamanları.
Sonraki Sayfa »

Kaybedenler Kulübü

Bu ne lan? Böyle film neden yaptınız, ne anlamı var? Accık Issız Adamı andıran bu saçman suçman film, resmen bir vakit kaybı. Hiç hedefi olmayan hayatı öylece harcayana iki adamın hikayesi. Aslında çok erkeğin hayalindeki bir yaşam tarzını anlatıyor ama sağlam oyuncu kadrosunu böyle bi filmde heba etmek kimin vicdanına sığdı bilmiyorum. Benim en çok merak ettiğim hakkaten böyle bir radyo programı var mıydı, vardıysa da RTÜK neden kapatmadığı?

Neyse kayıp bi film vakti harcadık, ben ona yanarım…

Gülme Efekti Saçmalatması

Komedi dizilerinde, kimi komedi dizilerinde, radyo programlarında hep duyarız, konuşan kişi bir espri yapar ve arkadaş bir topluluğun gülme sesi yayına verilir. Yani “burada komik bişi oldu, gülün lan” ya da “siz aptalsınız, anlamadınız ama burada gülmeniz lazım” efekti!

Zaten hayatta bize dayatılan bi dünya şey varken bir de “iki dakka” eğlenip coşalım gülelim diye izlediğimiz, dinlediğimiz programların da bize onların istediği zaman gülmeye zorlaması ne kadar sinir bozucu değil mi? Sen yap esprini bırak ben istediğim zaman istediğim kadar güleyim. Sen esprini ister anlarım, katıla katıla gülerim, istersem anlamam gülmem. Tabii bi de olayın şu yönü var, gülme efekti gelince bazen insan bi düşünüyor  “komik ne vardı, ben mi çok salağım, niye anlamadım” diye. Yani paranoya da cabası :(

‘internet haftasında istenmeyen hareketler’e devam

Yazık ki devam! Geçen yıl yine bu zamanlar şu yazıyı yazmıştım: internet haftasında istenmeyen hareketler!

Aradan bir yıl geçmesine rağmen, bu yıl da aynı sorunların devam etmesi üzücü. Firefox 4, IE 9 çıkmışken, zebilyon tane ücretsiz betik çok başarılı olarak bu işleri yaparken Internet Haftası için etkinlik girilecek betiğe ulaşmak için “Firefox 2 veya IE6 kullaniniz.Firefox 2 yi oneririz.” demek en kibar ifadeyle büyük bir sorundur. Hele ki teknoloji konusunda söz söyleyen kurumların bunu yapması utanılacak bir durumdur. İnşallah önümüzdeki dönemde bu büyük ayıp temizlenir…

Kurtlar Vadisi Filistin

Askerliğim boyunca vizyona ha girdi ha girecek diye bekleyip sanki bu filmi izleyince askerlik bitecekmiş gibi kendimi şartlandırmıştım. Bir nevi vizyona girmesi bizim şafağın bitmesi olacakmış gibi geliyordu. Amma velakin ben terhis oldum, üzerinden iki hafta geçti anca vizyona girdi. Neyse ben de askerlikteki saplantımı sonlandırmak için kalktım gittim filme.

Gitmez olaydım, ona vereceğim parayı kaybetsem bu kadar sinirim bozulmazdı. Bu ne arkadaş yaw? Kurtlar Vadisi Irak senaryosu, kurgusu, kadrosu ve efektleriyle bence güzeldi. Ama bu, bu ne? Hemen söyleyeyim, senarist filmin çekileceği son gün Kurtlar Vadisi Irak senaryosunu Word’de açmış, Irak olan yerleri Filistin, Marshall olan yerleri Moşe ve diğer unsurları CTRL+C,CTRL+V marifetiyle değiştirmiş, kaydedip yapımcıya göndermiş. Masraftan da kısmak için bütün oyuncuları içimizden seçmiş.

Polat amcanın heryere ateş edip posta koyması dışında bir durumun yaşanmadığı filmde yahudi kızın polat’a aşık ettirmek ile alakasız bir zikir sahneleri de ayrıca izlenilmemesi gereken durumlar.

Neyse Kurtlar Vadisi benim için bitmiştir, daha da film yaparlarsa gitmem, paramı sokağa atmam :(

Kurban Bayramı soruları – 2010

Efendim geçen yıl yine kurban bayramı dolaylarında kurban ile ilgili çeşitli sorular sormuştum. Bu sene yeni sorular ekliyorum:

  • İthal hayvan kurban etmek caiz midir? Örn: Angus
  • İthal bir hayvanla çiftleşmiş yerli bir hayvandan doğan hayvanı kurban etmek caiz mi?
  • İthal erkek hayvan ile yerli hayvandan doğan hayvan mı yoksa ithal dişi hayvan ile yerli erkek hayvandan doğan hayvan mı kesmek daha çok sevap getirir?
  • Yerli hayvanı yabancı bankadan alınan kredi kartı ile almak caiz midir?
  • İthal hayvanı kurban etmeden önce abdest aldırmak gerekir mi?
  • Hayvanın gavuru müslümanı olur mu, yürüyün gidin işinize be…

Atakule Macerası

Küçüklüğümden beri Atakule gidip görülmesi gereken bir yer gibi gelir, her Ankara’ya gelişimde uzaktan da olsa seyreder, bir gün kuleye çıkmanın hayalini kurardım.

Efendim malumunuz Ankara dolaylarında askerliğimi yapıyorum. Haftasonları da bi aksilik olmazsa çarşı faaliyetini icra ediyorum. Geçen hafta da asker arkadaşım ve aynı zamanda alayımızın imamı harunla uzun zamandır gitmeyi planladığımız Atakule gidek dedik.

Önce Kızılaydan Çankaya’ya doğru yürüyüp dolaştıktan bir iki yere uğradıktan sonra yürü babam yürü yokuşlar aşarak dere tepe düz giderek kuleye ulaştık. Yakından ne de azametli görünüyordu. Yarabbim bir hayalim daha gerçek oluyordu işte. Kule dibimdeydi.

Neyse hemen koşa koşa kuleye çıkan asansörün başına gittik. Kesin paralıdır, dedik. Olsun 3-5 olsun veririz. Hayalimizi gerçekleştirecez, boru mu? Kapıdaki amca 7.5 lira diyince bi hayalde geri adım atma girişimimiz olsa da girdik.  Tabii hayalimizde dönen kule olduğu için acımadık paraya. Verdik, girdik asansörün başına vardığımızda kulenin dönen kısmının çalışmadı, o toplu iğne başı gibi kısmının altındaki gözlem balkonunu açık olduğunı öğrenmemiz ikinci bir hayal kırıklığı daha yarattı. Neyse bindik bi asansörü gedeyoz kıyamete misale doluştuk kabine. yaklaşık 30-35 sn sonra tepedeydik. çatt!!! kupkuru soğuk Ankara’ya tepeden bakmak, bi de üzerine 7.5 lira vermek tüm hayalleri yerle bir etti. (7.5 lira çok para değil demeyin benim asker maaşım onbaşı rütbesinden 20.81 lira olduğunu düşünürsek ayın 1/3 açız demektir :D )

10-15 dakika sağa sola baktıktan sonra afedersiniz götümüze bakarak aşağı indik. İçimizi bir hüzün, bir hayal kırıklığı bir pişmanlık aldı ama nafile. Neyse en azından içimizde kalmadı.

The Hurt Locker

Avatar karşısında mücadele edip en iyi film ödülünü kapan bu filmi büyük bir merakla izledim.

Iraklılar tarafından “işgal” edilen “zavallı” amerikalıların, bu işgal sırasında yine “hain” Iraklılar tarafından döşenen bombaları imha mücadelelerin anlatıldığı filmin nasıl en iyi film ödülü aldığını anlamadım. Ya ödüle karar veren jüri hiç iyi film görmemiş. Bi kere filmin başı sonu belirsiz, doğru dürüst bir konu örgüsü yok. Neden – sonuç ilişkisi Allah hak getire. Oyunculuk desen yoldan geçen adamları oynatsan daha iyi. Amerikan askerlerinin “işgalci” ıraklılar yüzünden düştüğü üzücü durumlar dışında bir şey yok.

Ha söylemeden geçemeyeceğim, kitle imha silahı var ayağıyla Irak’ı işgal edip demokrasi getireceğiz ayağıyla kardeşi kardeşe kırdırmayı başararak Amerika hakkikaten en iyi film ödülüne fazlasıyla hak etti, dolayısıyla Amerikan sermayesi Akademi’de bu başarıyı sonunda ödüllendirdi!

Kontör gitti geldi kuruş!

Kontör gitti geldi kuruş, ulen zaten neden kontör varimuş! demiştim 1 nisan’da tivitırıma. Hakkaten telefon cebe girdiği günden beri şu kontör işi anlamış değilim. Hanlarda marka ile çay, kahve veren çay ocağı misali neden böyle bişeye ihtiyaç duyulurdu?

Sonra sonra satış, alış, ticaret işlerini girince kavradım konuyu. Mevzu tamamen müşteriyi nasıl düdük düdük ederiz. Zira örneğin hep 3 dakikası 1 kontör ya da bilmem kaç yöne şu kadar beleş mesaj 39 kontör dediler mi dediler. Bir yıl boyunca oh ne güzel 3 dakikasına 1 kontöre konuşuyorum beleş vallaha dedik mi dedik. Ancak kontörün birim fiyatı aynı kaldı mı kalmadı. Bize sanal bir aynı fiyat hikayesi yutturuluyordu.

Neyse BTK’nın çok takdir ettiğim kararıyla artık kontör devri bitti amma velakin kazık devri bitmedi. Bu geçişte yine bi kazıklar yedik ama tabii oturup hesaplamak lazım. En azından bundan sonra zamlardan anında haberimiz olacak.

internet haftasında istenmeyen hareketler!

Dostlar, iki gün önce Mustafa Akgül hocamızdan 5-18 Nisan İnternet Haftası nedeniyle bir imeyil aldım. Site üzerinden nasıl etkinlik ekleneceğini anlatan daha doğrusu hatırlatan meyili okuyunca açıkçası önce şaka olduğunu düşündüm ancak yanılmışım gerçekmiş. Üzüldüm. Hangi kısımlarına üzüldüğümü de aşağıdaki metinde kırmızı ile işaretledim.

Sayin Emrah Önder
Internet Haftasi webine etkinlik ve duyuru icin bir hatirlatma yapmak istedik.
internethaftasi.org.tr webinde Kullanici Girisi kismini tiklayarak basliyabilirsiniz.
Once karsiniza dizin denetimi cikacak: burada kullaanici olarak *** parola olarak da *** yazacaksiniz.
Karsiniza Kontrol paneli cikmasi gerekir. Bu popup sayfasi olarak olusacak.
Sayet size kullanici ve sifre soran popup sayfasi cikmazsa, tarayicinizi izinlerine bakin, bu sunucu icin popup izni veriniz.
Kontrol paneli icin kullanici: *** ve sifre: *** dir.
Bunu gecince yeni sayfada solda duyuru, etkinlik vs yazan bir menu gelecektir.
Sayet IE7 veya Firefox3 kullanirsaniz bunlar gozukmeyebilecektir
O zaman Firefox 2 veya IE6 kullaniniz. Firefox 2 yi oneririz.
Duyuru ve etkinlik kismina ekleme yapilabilir, kendi ekledikleirnizi daha sonra duzenliyebilirsiniz.
Sizden kurumunuzun etkinliklerini biran once webe girmenizi rica ediyoruz.
Sayet sorun yasarsaniz, *** adresine yaziniz.
Haftanin logo ve bannerini hem ana weblere hemde webmail gibi intranetlere yerlestirmenizi bekliyoruz, rica ediyoruz.
Internet Yasamdir !

http://internethaftasi.org.tr

http://bt-stk.org.tr

Saygılarımızla

Bilişim STK Platformu Adına
Doç. Dr. Mustafa Akgul
Bilkent Üniversitesi
Tel: ***
Fax: ***
Tel: ***
akgul@***

Mikropsoft bile IE6′yi başından atarken, Firefox 2′nin piyasada esamesi okunmazken Bilişim STK Platformumuzun yeni teknolojilere göre kendi sistemlerini düzenlememesi üzerine de “aman sakin yenisini kullanmayın, eskisinde çalışın” demesi çok üzücü. Umut ederim ki Mustafa Hocamız bu metni doğrudan kendisi göndermemiştir ve bu ayıbın ivedilikle düzeltilmesini sağlayacaktır.

Çok filim hareketler bunlar

Büyük umutlar gidilip hayal kırıklığıyla ayrıldığım bir film daha.

9 ayrı skeçle güldürürken de ulen bi de düşündürsek felsefesiyle ortaya çıkıp filmin içine böyle edilir konulu film.

“300 Günübirlikçi” konulu skeç ve diğerler skeçlerde yer alan bölük pörçük gizli espriler dışında filmde elle tutulur birşey yok. İlk kısmı bilemem ama ikinci kısım bence ÇGH oyuncuları değil bizzat Yılmaz Erdoğan tarafından yazılmış gibi. Özellik  – “Organize İşler”in başındaydı sanırım” Yılmaz yazamıyor muhabbetinin neden tekrar kullanıldığını anlamak mümkün değil. Öte yandan bisikletli taarruz hikayesini çok anlamsız buldum. Ha salondaki izleyiciler nedense gülmekten kırıldı ancak ben bunun sadece  Kurtuluş Savaşı mücadelesiyle de açıkça dalga geçilmesi olarak algıladım.

Neyse sözün özü beğenmedim, evde olsa sıkılıp kapatır televizyon izlerdim.

Ha unutmadan eğer hala fragmanını izlemediyseniz http://fragmancafe.com/35_cok-filim-hareketler-bunlar.html adresinden fragmana ulaşabilirsiniz.

Last Templar'da insanlık ayıbı

Efendim konusunu ilginç bulduğum ve ikinci bölümü ülkemizde geçtiği için bu mendabur filmi izlemeye niyet eyledim akabinde de izledik :-)
ilk bölüm fena sayılmazdı hareket, gizem falan filan derken ilk bölümü uçakta bitirerek ortada kalakaldık. Neyse aynı azimle ikinci bölümü

izlerken film Bodrum’da devam etmeye başladı. Aman o ne, Bodrum bizim bilmediğimiz bir coğrafyaya kaymış. La resmen çöl koymuşlar Bodrum’a. İnsanlar fesle geziyor, Bodrum çarsında yılan mı oynatan dersin, burkalı kadınlar mi istersin hepsi gırla.

Neyse tamam anladım, güzel yurduma düşmansınız ya da hala arabi zannediyorsunuz e be güzel evladım nasıl Kudüs’ü denize nazır şehir haline getirdiniz. Hiç mi Cennetin Krallığını bi izleyem, google map‘e girem bakam demediniz.

Neyse sözün özü büyüklerimiz aman dünya deviyiz, neymiş efendim bölgesel gücüz falan deseler de bi hollywood’a söz geçiremiyoruz, kendimizi iyi tanıtamıyoruz.

Habertürk görselimi araklamış

Sevgili dostlar, geçen gün Habertürk’ün internet sitesinde dolaşırken bir de ne göreyim benim 3 yıl önce yazdığımın bir yazımın görselini koymamışlar mı? Benim görselim diyorum zira kompozisyonu bizzat ben yapmıştım. Tabii boyutunu büyük büyük koyarsam olacağı oydu. Neyse Habertürk editörlerine mail attım, “ulen bu benim” diye. Bakalım hala ses seda yok. Merak edenler için

Bu benimki -> http://www.nioya.com/16-eylul-2007.html

Bu da Habertürk’ün ki http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/207986-Telefon-yuzde-38-ucuzlayacak.aspx

Bu da uçurmasınlar diye:

Ranch Sosa uzanan eller kırılsın!

Efendim Burger King acayip kampanyalarla pazar payını ve midemizdeki yerini artırırken Ranch Sos ile de kendinin müdavimi haline getirmişti. Ancak son 3-5 aydır bir “Ranch Sos kıtlığı” yaşamaya başlamıştık. Hangi şubeye gitsek “Efendim kalmadı, taze bitti, ah olsa dükkan sizin” cevaplarını almaya başladık. Geçen gün menü alırken sosu sorduğumuzda “var efendim ama paralı” cevabı ile dumura uğradım. 25 kuruşumuzu paşa paşa verip aldım ama Burger King’in gönlümde kaplayan yerinde ciddi bir azalma söz konusu oldu. Reklamlara toparla para harcayan firma, 25 kuruş için bütün imajını zedeledi bence.

İki sarı hatunla şafak sezerli reklam çekmesen de biz sana geliriz be burgerım da bu ranch sosu işi hiç iyi olmadı!