Uzun zamandır ofiste muhabbeti dönerken sonunda yaptık ![]()
http://cananbizefacebookoyunuyapsana.com/
Fazla söze gerek yok, güldük eğlendik, artık Canan’dan aksiyon bekliyoruz
Uzun zamandır ofiste muhabbeti dönerken sonunda yaptık ![]()
http://cananbizefacebookoyunuyapsana.com/
Fazla söze gerek yok, güldük eğlendik, artık Canan’dan aksiyon bekliyoruz
Facebookta şurda burda bi ara modaydı 80lerde çocuk olmak konusu. Ve o konularda hep adı geçerdi famecity nin.
Çok net hatırlıyorum, açıldığı zamanı o zamanki tantanayi. Hiç gidemedim ve hep büyülü bir yer olarak hayal ettim, bir masallar ülkesi.
Hiç unutmam, teyzemler bize gelmişlerdi eskişehirden. Teyzem kuzenleri götürmüştü, bizi davet bile etmemişti. Akşam eve geldiklerinde de kalan jetonu bana verdiler, hala saklarım. Büyülü ülkenin anahtarı gibi…
Yıllar geçti birkaç kez el ve isim değiştirdi. Ama bu sürede nedense hiç gitmedim.
En sonunda geçen gün yeniden aynı isimde açıldığını duyunca artık gidip görmenin zamanıdır dedim. Gittim, gördüm oynadım çok bi numarasını görmedim. Belki de gözünde çok büyütmüşüm, bilemiyorum.
Oyuncaklar fena değil ancak hepsi ikinci el. Ya eskiden kalma ya da istanbulun, avrupa ya da amerika eskisi. Yeni heyecan verici teknolojik bi oyuncak göremedim. Sadece motorsiklet fena değildi.
Şöyle üç boyutlu, daha interaktif bişiler olsa güzel olurdu doğrusu.
Lafa nasıl başlayacağımı bilmiyorum neyse bi yerden başlamak lazım. Uzun süredir android de android, htc de htc derken sonundan niyeti bozup Vodafonedan yeni telefonumu aldım: HTC Wildfire S.
Aslında gözüm iPhone da, şöyle daha afilli bir HTC modelindeydi ancak hem cep yakıyorlar hem de cebe rahat sığınıyorlar ![]()
Aldım ama “koca dolma gibi parmaklarimla dokunmatik ekranda nasıl rahat ederim, nasıl hızlı sms yazarım” diye kara kara da düşünmeye başladım ![]()
Neyse ki alışmam bir günü bile almadı. Hatta bu yazıyı Android için hazırlanan WordPress uygulamasıyla yazıyorum
Telefon genel olarak iyi hoş biraz işlemci gücü düşük o yüzden bazen şuurunu yitirdiği oluyor bi de dahili hafıza ufak olduğu için çabuk doluyor ama olsun. Fiyat-fayda dengesini çok başarılı sağlıyor.
Öte yandan yeni telefon alınca eskisinin ne kadar guvensiz olduğunu farkettim. Şöyle ki telefonu alıp ayarlarını yaparken “güzel abim eski telefonundan rehberini alem mi” dedi. Ben de “al bakalım alabiliyorsan” konulu olarak bluetooth marifetiyle iki telefonu birbirine bağladım. Sonra hoop diye lökür lökür benim eski telefonumdaki herşey yenisine aktarıldı. Yani sözün kısası eski telefonumla bağlandığim herhangi bir makina tüm bilgilerimi rahatça çalabilirmış belki de çalınmıştır
Hayal etmek hakkaten parayla değil ve insanoğluna verilmiş en değerli hediyelerden biri… Kapa gözlerine, ister güzel bir sofradasın, ister en sevdiğin kişiyle berabersin. Hele ki bi de yanında umut varsa zindanda olsan ne yazar?
Bi de rüyalar var tabii, Allah’ın bize gösterdikleri mi yoksa bizim görmek istediklerimiz mi bilemiyorum. Bazen o, bazen bu bazen de ikisi karışık.
Sonraki Sayfa »
Geçenlerde google’da arattım sitemi. Bi baktımki aşağıdaki linkte sitemin adresi ayan beyan örnek gösteriliyor hem de açıklamasıyla beraber. Demek ki Nioya tek benim aklıma gelmemiş
Neyse Allahtan elimi çobuk tutmuşum da alan adını kapmışım.
Bahsettiğim linkte anlatılan konu da benim çok sevdiğim konulardan biri olması da ayrıca mutlu etti. Yazının yazıldığı tarihten aşağı yukarı 4 ay sonra almıştım alaln adını.
Buyrun burada link: http://www.msegitim.net/MakaleYazdir.aspx?MakaleId=10
Efenim Flash’tan hiç hazetmem, daha doğrusu kolay düzenlenemeyen herşeyden hazetmem neyse. Google da sevmez bilirim
Sevmem sevmem derken “ulen” dedim kendi kendime “bi dalam bakam, bi oyun yazami eğlenem, coşam gülem”. Neyse lafı uzatmayayım, linki veriyorum, kodlar az çakma, artık idare edin
İşte şahane oyunum
-> http://www.nioya.com/dosyalar/flash-oyun-denemesi/
Duyduğuma göre bu süper hiper çağ kapatıp çağ açan filmin ikincisi çekiliyormuş. Ben de filmin muhtemel konusunu aktarayım istedim.
Efendim film Jake ve navili eşinin hayatından kesitlerle başlar. Jake ruhlar ağacını geçince sağda dönerci açmıştır. “Turik Macto’nun Yeri” adındaki mekana rağbet fazladır. Karısı ve en az üç çocuğuyla şatosunda yaşayan jake, aynı zamanda güneyde bir yazlikla çocukları için bir uzay gemicigi almış mutlu mesut takılmaktadir. Derken kabilenin reisi şüpheli bir şekilde ölür. Naviler genel seçime gitmeye karar verirler. Jake de Pandora Değişim Partisi (PaDeH)’yle seçimlere katılır. Sloganları “Meme yapmış Pandora, vermeye geldik zımpara”dır.
Bütün bunlar olurken pandora’dan defedilen insanlar, dünyaya ulaşmış, amerikan başkanının huzuruna varmışlardır.Amerikan başkanı “lan kulağına eşşek arısı soktuklarım, kılıç kalkan ekibi gibi takılan iki mavi yaratıktan mı korktunuz”, “naviler süpürgeyi götünüze bağladı hemi” serzenişlerinde bulunur. Jake’in milli damat olduğunu öğrenince de şen bir kahkaha atarak “oo akraba olduk hemi, gidelim gelelim, gelin gızımızı görelim” der. Akabinde de müptelası olduğu gelin – kaynana yarışmalarından semra kaynananın barış elçisi olarak gelinini görmeye göndermeyi emreder.
PaDeH geçerli sayılan oyların %37sini alarak tek başına iktidar olur. Gittikçe hırçınlaşan Jake, partisine PDH diyenleri edepsizlikle suçladığı gibi, ruhlar ağacını özelleştirir. Ev Ağacının yeniden inşası ihalesine fesat karıştırır. Ayrıca navilerden her connection başına (saçtan ata, eşşeğe, uçan kuşa esen yele yapılan) özel bağlantı vergisi (ÖBV), Kakma Beğen Vergisi (KBV) -sadece 1 yıl alınacak denilerek – almaya başlanır. “Gök insanları saldırısı sayemde hamdolsun teğet geçti” sloganı milli bilinç haline getirilir.
Semra kaynana beraberindeki arto, yıldo, erman toroğlu, armağan çağlayan, bülent ersoy’den oluşan barış heyetiyle gezegene varır.
Semra kaynananın gelinine yaptıkları dünya medyasınca yakında takip edilirken, bir yandan da jake’in gizliden gizliye memleketi sattığı dilden dile yayılmaktadır.
- Şimdi işin yoksa 10 dakika ara
-
Volkan Konak yeni albüm yapmış, tabii yapalı baya oldu ama şimdi yazmaya vaktim oluyor. Bütün şarkılar güzel ama en çok başlıkta adı geçen şarkı ilgimi çekti. Edip Akbayram’dan daha önce dinlemiştim ama Volkan Konak neredeyse şarkıyı yeniden yaratmış diyebilirim.
Merak ediyorsanız işte size karşılaştırma fırsatı:
Edip Akbayram versiyonu
Volkan Konak Versiyonu
Volkan Konak versiyonunu okulun boş yollarında yağmur altında dinlerken de ayrı bir hüzünlendim, giden yıllar, yaşanan olaylar vs. Şimdi hayalim Doğu Karadeniz kıyısında bir tepelikte insanlıktan uzakta, bir öğleden sonra bir elimde çayla bu şarkıyı dinlemek, hem de defalarca…
Bunlar da sözleri:
Göklerde kartal gibiydim
Göklerde kartal gibiydim
Kanatlarımdan vuruldum
Mor çiçekli dal gibiydin
Bahar vaktinde kırıldın
Mor çiçekli dal gibiydin
Bahar vaktinde kırıldın
Yar olmadı bana deniz
Her günüm bir başka zehir
Mapushanede demir
Parmaklıklara sarıldım
Mapushanede demir
Parmaklıklara sarıldım
Kimseye soramadım
Doyunca saramadığım
Görmeden duramadığım
Nazlı yarimden ayrıldım
Görmeden duramadığım
Nazlı yarimden ayrıldım
Üzerinden baya zaman geçti ancak şimdi yazmak nasip oluyor. Duymuşsunuzdur 21 Kasımda Halk Bankası’nın uzman yardımcısı, servis görevlisi vebanko görevlisi almak için yaptığı sınava 200 bin kişi girdi. Alınacak personel sayısı ise 1250 olarak açıklanmıştı. Buraya kadar aslında herşey normal görünüyor, kriz, işsizlik, bankaya kapağı atma isteği bilinen gerekçeler. Ancak benim bunu yazmamdaki neden bir başka. Haberin ayrıntılarına sınav ücreti olarak 50 lira alındığı da var. Zira benim giren arkadaşlarım da aynı parayı ödedi.
Bu veriler ışığında biraz hesap yaptım:
200000 x 50 = 10 000 000 TL sınav harcı olarak alınan para.
işe alınan kişilere aylık 700 ila 900 lira arasında olacakmış. Ortalama 800 liradan hesaplayalım, hadi SSK falan ortalama kişi başına 1000 lira maliyet desek, 1250 kişinin aylık maliyeti aşağı yukarı 1 250 000 TL olacak. 250.000 lira da ıvır zıvır kıvır desek aldığı personelin aylık maliyeti 1 500 000 lira. ee sınav için 1-2 milyon lira harcamış olsa işe aldığı kişilerin neredeyse 6 aylık maaşı çıkmış oluyor.
Çok güzel bir iş doğrusu, işe aldığı kişilerin 6 aylık giderlerini daha en başta amorti etmesi tadından yenmeyecek bir durum. Tayyibin “TOBB’un bir milyon üyesi var, hepsi birer kişi işe alsa işsizlik sorunu çözülür” konulu dahiyane fikrinden daha parlak vallahi. Takdir ve tebrik ediyorum. Böylesine bir fikir zaten olsa olsa bankacılardan çıkar.

Bir pop kralı daha arkasında soru işaretleri bırakarak göçtü gitti bu diyardan. Müslümandı, çok borcu vardı, intihar etti vs bir çok dedikodu hala gündemi meşgul ediyor. Aslında bunlar hakkında değil de benim aklıma gelen başka bir ayrıntı hakkında yazmak istedim.
Şimdi Micheal abimiz “The Jackson 5″ adlı grupla müzik hayatına başladı. Bu gruptaki üyeler kardeşleriydi. Sonra solo albüm yaparak yıldızını parlattı, ünlü oldu, pop starı oldu.
İsmail YK kardeşimiz de “Yurtseven Kardeşler” adlı grupla müzik hayatına başladı. Bu gruptaki üyeler kardeşleriydi.Sonra solo albüm yaparak yıldızını parlattı. Demek ki İsmail YK da bir iki yıla kadar dünya starı olabilir
Neyse sonu Micheal’a benzemesin de…
Cuma günleri valiz hazırlamak gibi
Cuma günleri seninle ilkbahar gibi
Ellerini alıp dokunmamak gibi
Gözlerini görüp de bakmamak gibi
Hiçbir cumartesi günüm bi türlü yetmedi
Asla cumartesi gece sabahla bitmedi
Ben seninim, gece benim sabah benim
Sen beni hiç düşünme, ben hep böyleyim
Haftanın sonu bi nakarat gibi
Haftanın sonu, hep aynı sözleri
Pazar günleri pazartesi alır beni
Pazar günleri elimdeki balık gibi
Gözlerini görürken ağlamak gibi
Kıymetini giderken anlamak gibi
Haftanın sonu bi nakarat gibi
Haftanın sonu, hep aynı sözleri
Haftanın sonu bi nakarat gibi
Haftanın sonu, hep aynı günleri