Etiket Arşivi keçiören

Keçiören – 2

Çok değerli okuyucularım, geçenlerde Keçiören‘i yazmıştım, sonunda da “Teleferik’e binemedik ulen” mealinde bitirmiştim.

Tabii durur muyum hiç, asker arkadaşımı aldım hemen gittim. Önce Kızılay’a oradan da Keçiören’e geçtik. Sora sora Teleferik İstasyonu’na vardık. Bilet gişesine varınca girişin 5 TL olduğunu öğrenince hemen geçmiş hatalarımız gözümüzün önüne geldi örneğin Atakule Macerası

Keçiören Teleferik

Keçiören Teleferik

Neyse düşündük taşındık, verdik paramızı. Bindik vagona. Gidiş-dönüşün yaklaşık 20 dakika sürdüğü yolculuğumuz gayet güzeldi. Keçiören’in en önemli gezi yerlerinin üzerinden geçen teleferik güzel ancak sadece gezi amaçlı olması üzücü. Keşke biraz daha ucuz olsa ve biraz daha ulaşıma hizmet etse. Neyse yine de düşünenleri, yapanları takdir etmek istiyor, yolu düşen arkadaşlarıma binmelerini tavsiye ediyorum.

Teleferik sefamız sırasında üzerinden seyrettiğimiz Rüya Ada’m Cafe’ye gitmeye karar verdik. Aşağıda göründüğü gibi hakkaten Rüya Adası. Şehrin ortasında ama doğanın bir parçası gibi. Gittik yemeğimizi yedik. Garson saygılı ve hızlı hizmet ediyor. Yemekler oldukça güzel ve verilen hizmetin karşılığında gayet hesaplıydı. Özellikle su sesi dinlemek ve bolca su görebilmek deniz olmayan Ankara’da büyük bir nimet. Tavsiye ederim. Tavsiye ederim. Tavsiye ederim.

Keçiören Rüya Adam Cafe

Keçiören Rüya Ada'm Cafe

Keçiören

Efendim geçtiğimiz bayram nedeniyle hak kazandığımız çarşı faaliyeti icrası sırasında Keçiören’e düştü yolum. Gezdim gördüm, anlatayım istedim. Ancak asker olmam nedeniyle fotoğraf çekemedim, kusuruma bakmayın :(

Keçiören Belediyesi ve çevresi hakkikaten güzel ve bakımlı bence. Bir de yol çalışmaları olmasa :)

Neyse konumuza dönelim. Tavsiye ile Deniz Dünyası’na gitmeye karar verdik. Türkiye’de ilk, tek, en süper falan diye methiyeleri duyduk ama yazıkki ne yerini doğru dürüst bilen var ne de kendi namına bir internet sitesi. Bu devirde internet sitesi olmayan mekan mı olur canım! Belediyenin sitesinde ise sağda bi banner dışında bişi yok. Üstelik banner üzerindeki telefon da nedense hiç cevap vermiyor :( Neyse sora sora Mekke, Medine bulunurmuş. Demetevlerdeki kışlamdan yukarı doğru yaklaşık 10-12 dakika yürüyüp Ostim-Demet-Keçiören dolmuşuna atladım. Dolmuş Keçiören’de Tepebaşı’nda indirdi beni. Oradan aşağı sallandım. Hemen solda bütün ihtişamı ile karşıma Estergon Kalesi çıktı.(Haritada görmek için http://bit.ly/abYBsR)

Keçiören Estergon Kalesi ve Tuna Nehri

Keçiören Estergon Kalesi ve Tuna Nehri

Neden Ankara’nın ortasına Estergon Kalesi’ni dikme gereği duymuşlar anlamadım ama neyse güzel bir yapı bence. (Estergon Kalesi esasında nirdedir diyenler buradan bakabilirler: http://tr.wikipedia.org/wiki/Estergon_Kalesi)

İlk katı sergi, ikinci katı etnografya müzesi üçüncü katı restoran, üst katları da seyir terası olan bu yapı oldukça sağlam yapılmış ve ince ayrıntıya önem verilmiş, ecdadımızın zevkine yakın inşa edilmiş. Özellikle giriş katında hediyelik eşyaların satıldığı dükkanların kapılarının kültür mirasımızın dört bir yana dağılmış kapı örneklerinden olması bizler için kaçırılmaz bir fırsat. Öte yandan seyir terasları ise Atakule‘den bin kat daha iyi. En azından daha güzel bir manzarası var. Resimde görüldüğü gibi çok güzel bir şelaleye bakıyor. Ayrıca hemen yakınından geçen teleferik de ayrı bir güzellik katıyor.

Gelelim müzeye. Müze iyi niyetlerle güzel hazırlanmış, Ankara halkının tarihi yaşayışı, kullandıkları ile ilgili görsel bir şölen yaşatıyor ancak güzel ülkemin birçok müzesinden olduğu gibi bilgilendirme konusunda büyük eksiklikler içeriyor. Örneğin Oturma odası diye bir camekanda geçmiş yaşayış anlatılıyor ancak bunun hangi döneme ait olduğu belirtilmiyor. Sanki dünya kurulalı canlandırılan yaşam tarzı hüküm sürüyor. Ayrıca sergilenen eşyaların ne zaman ne amaçla kullanıldığı da meçhul. Edindiğim izlenim müzenin sadece son 1-2 yüzyılı resmettiği. Neyse bunlara dikkat edilse süper olacak.  Bu arada resimde gördüğünüz şelale de Tuna Nehri olarak geçmektedir.

Kaleden indiğinizde hemen yolun karşısında rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun adının verildiği güzel bir park yapılmış. Çeşitli siyah kuğu, ördek gibi çeşitli hayvanların bulunduğu güzel, ferah bir park olmuş. En azından çocuklar için bu hayvanları yakından görebilecekleri bir mekan. (Haritada görmek için http://bit.ly/aluU3h)

Gelelim esas gitmek için yola çıktığımız Deniz Dünyası’na. Belediyeyi solunuza alıp doğru yürüyorsunuz, viyadüğe gelmeden sağdan araya giriyorsunuz. Zaten binanın çatısındaki Deniz Feneri’ni hemen görebilirsiniz.(Haritada görmek için http://bit.ly/9FTwpL)

İşte karşınızda Deniz Dünyası:

Keçiören Deniz Dünyası

Keçiören Deniz Dünyası

İki geniş hol ve bunları birbirine bağlayan akvaryumlu koridordan oluşan mekana öncelikle giriş şu an 1 TL. Balık zenginliği açısından o kadar ahım şahım bir durum olmasa da deniz olmayan Ankara’da bol su görmek açısından yararlı bir yer. Ayrıca çocuklar için de deniz canlılarını tanıma fırsatı veriliyor. Yine burada müzede olduğu gibi bir sıkıntı var. Balıklar var, akvaryumların başında isimleri de yazıyor, bit kadar. Ama ufak tefek de olsa bir anektod olsun, bir açıklama olsun yok. Ne yer ne içer bu balıklar? Yetiştiği yerler yazıyor ama okuyan bakalım orayı biliyor mu? Ufaktan bir harita versen. Örneğin piranaların yanına “pisikopat balıktır, et yer, şarap içer” mealinde bişiler yazılabilirdi. Bi de aşırı karanlıktı. Mekanın çıkında da Piri Reis heykeline anlam veremedim. Benim bildiğim kadarıyla Reis denizin altıyla değil üstüyle fazlaca ilgiliydi. Yani burası da denizcilik müzesi değil.  Ecdadı hatırlamak güzeldir, ancak iş abartılırsa ters tepki de yaratabilir.

En son olarak da teleferiğe binecektim ama vakit yetmedi. onu da başka bir çarşı faaliyetine bıkıyorum.

Ezcümle güzel bir gezintiydi, güzel havalarda aileler için güzel bir kültür-doğa tanıma gezisi olarak tavsiye ediyor, bu yapıları düşünen vücuda getiren siyasi, resmi tüm yetkilileri can-ı gönülden kutluyorum.